Çözümü çok basit olan bazı konuların, anlaşılmaz bir şekilde sürüncemede bırakılması bize özgü bir durum.
Bunlardan biri, yayıncı şirketlerin çeşitli nedenlerle batmaları dolayısıyla devlete kalmış olan yayın kuruluşlarının durumudur.
Devlet şu anda çok sayıda televizyon kanalının, gazetenin ve radyonun sahibi durumunda.
Bu yayın kuruluşları Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na geçti ve halen bu statü altında yayın yapıyor.
Ayrıca bunların aralarında medya sektöründe önemli kuruluşlar bulunduğunu da belirtmek gerekir.
Şu anda TMSF bunları satamıyor. Gerçi satış konusunda daha önce de fazla acele edilmediği görülmüştü ancak şu anda ortada bir de yasal ve önemli bir yasal sorun var.
Bu sorun, Cumhurbaşkanı'nın medyaya yabancı sermayenin girmesini olanaklı kılan yasayı veto etmesiyle ortaya çıktı.
* Medyaya yabancı sermaye girmesine "karşı" olanların kanıtları son derece zayıftır.
* Eğer medyada yabancı sermayenin büyük oranda yer alması ulusal çıkarlar açısından önemli bir sorun oluşturuyorsa, bu sorun herhalde bankacılık sisteminde yabancı sermayenin büyük ağırlık taşımasından daha önemli değildir.
Yabancı sermayenin yayıncılıkta yer almasını sakıncalı bulanların bugünkü teknoloji ile de pek yakınlıkları olmadığı
anlaşılıyor.
Bugün dünyanın herhangi bir yerinden yayın yapacak bir televizyon kuruluşu, gerekli yatırımı yaparsa bütün Türk vatandaşlarına ulaşabilir. Bu durumda zaten Türkiye'nin herhangi bir denetim hakkı yoktur.
* Buna karşılık ister yerli ister yabancı sermayenin olsun, ülkede yayın yapan bütün radyo ve televizyon kanalları RTÜK'ün denetimi altındadır. Herhalde Türkiye'nin temel çıkarlarına aykırı yayın yapan bir kanala da RTÜK gereken yasal müdahaleyi yapacaktır.
Kamu yararı aranıyorsa
Şu anda CNN Türk, ülkemizin en nitelikli televizyonlarından biri ve yüzde 50 hissesi ABD'deki CNN'e ait. Bugüne kadar bu kanalın yaptığı yayınların niteliği hakkında kimse, herhangi bir kuşku duymamıştır.
* Devletin elinde bulunan ve "kalan" yazılı ve görsel medyanın ömrünün ne yazık ki uzun olmayacağını bugüne kadarki deneyler gösterdi. Bu yayın organlarını bu durumda tutmak hem devlete yeni maliyetler getiriyor hem de daha sonrası için değerlerini düşürüyor.
Türkiye'de medyanın sermaye yapısının şeffaflaşmasına ve yabancı sermayenin girişine imkan veren yasal düzenlemelerin hızlı bir şekilde yapılması ve şu anda devletin elinde kalmış yayın kuruluşlarının satılması en başta kamunun yararına olacaktır.
"Kamu" medyası ve yabancı sermaye
Çözümü çok basit olan bazı konuların, anlaşılmaz bir şekilde sürüncemede bırakılması bize özgü bir durum
Haberin Devamı

