Fransa’da Ermeni soykırımını inkârı cezalandıran yasayla ilgili olarak Türkiye’den yükselen sesler tam bir “kakofoni”dir. “Kakofoni”nin birinci nedeni, olayı en iyi tahlil etmesi beklenen kişilerin bile durumla ilgili temel bilgilerden yoksun olmalarıdır.
Bunun en açık örneklerinden biri Cezayir meselesidir. Fransa ile ilgili olarak her sıkıntıda ortaya bu Cezayir lafı atılır. Elbette Fransız yönetimi Cezayir’de çok ağır insanlık suçları işlemiştir.
Ama...
Bu suçları ortaya çıkaranlar, dönemin Fransız yöneticilerinin suçlarını ortaya dökenler yine Fransızlardır. Fransa’da yaşayan Cezayirlilere yönelik kıyımı da ortaya çıkaran yine Fransız “aydınları”dır.
Kendi yönetimlerine karşı gerçekleri ortaya çıkarmak için mücadele eden Fransız aydınlarının üzerine ateş edilmiş, bombalar atılmıştır.
Fransa’nın Cezayir’de işlediği suçlarla ilgili olarak yüzlerce kitap yazılmıştır, büyük çoğunluğunu da Fransız aydınları yazmış ve bu insanlık suçunu teşhir etmişlerdir.
Fransa kendi içinde bu meseleyle hesaplaşmıştır.
Birkaç yıl önce o dönemde Cezayir’de görev yapmış, yaşı 80’in üzerinde bir emekli Fransız general, zamanının geldiğini düşünerek “tabii ki konuşturmak için işkence yaptık” mealinde bir söz söyleyince, tereddütsüz ve tartışmasız olarak yargı önüne çıkarılmıştır.
Bugün Fransa’da “Cezayir’de suç işlenmedi” diyenler sadece faşist, neo-Nazi, yabancı düşmanı örgütlerdir. Kısacası kaba sokak milliyetçileridir.
Cezayir olayını sürekli olarak ve bu kadar cahilce tekrar edip durmak, tam tersine “Ben yapmışsam sen de yapmışsın” gibi zekâ düzeyi düşük bir sokak üslubuyla Ermeni tehcirinin sonuçlarını üstüne almak anlamına gelir.
Şu anda Türkiye’de devam eden “kakofoni” her şeyin birbirine karışması sonucunu yaratıyor.
Kimsenin kuşkusu olmasın, bu “kakofoni”ye en çok sevinenler de “Ermeni milliyetçileri”dir.
Sorunun Türkiye’nin üzerine yapışmasını önlemek ve bugüne kadar yapılmış budalaca yanlışları tamir etmek üzere atılacak ilk adım, meselenin Türkiye’de tartışılması için yolların açılmasıdır.
Beraberinde, hemen yanı başımızdaki Ermenistan ile 1915’e kadar bin yıl boyunca birlikte barış içinde yaşamış olan halkların bundan sonra da barış içinde yaşayabileceklerini gösterecek olan ilişkilerin kurulmasıdır.
Ermeni soykırımını Türkiye’nin üzerine yapıştıranlar Ermeni milliyetçileri değildir. Budalaca siyasetlerle meseleyi tam bir çorba haline getiren ve “kakofoni” durumuyla insanların mantıklı düşünmesini ve tartışmasını engellemeye çalışan kaba milliyetçiler ve yarım bile değil, çeyrek aydınlardır.

