Kahraman dinlenmede

Haberin Devamı

Mehmet Ali Ağca, hapishaneden çıktıktan sonra askerlikten de kurtularak, Ankara’nın lüks bir otelinde kendisi için tutulmuş süitte dinlenmeye çekilmiş.

Hakkıdır çocuğun; silahsız, savunmasız bir gazeteciyi arkadan yaklaşıp öldürmek gibi bir kahramanlık göstermiş, askerî hapishaneden kaçmıştır, Papa’yı vurmuştur ve bütün bu yıllar içinde hiç konuşmamıştır. Abdi İpekçi cinayeti ve iki gasp olayından toplam 10 yıl hapis yatmıştır. Kendisini koruyan kollayan, ülkenin önemli bir gazetecisini öldürmekten sadece 10 yıl hapisle sıyırmasını sağlayanlara asla ihanet etmemiştir. Hakkıdır Ankara’nın lüks bir otelindeki süitinde dinlenmek.

***


Ağca’nın salındığının ertesi günü, Hrant Dink cinayetinin üçüncü yıldönümü. Hrant Dink de silahsızdı, katil arkasından yaklaştı, öldürdü. O da kahraman muamelesi gördü, “devlet görevlileri” kendisiyle Türk bayrağının önünde fotoğraf çektirdi.

Silahsız, savunmasız kişileri arkadan yaklaşarak öldüren katilleri kahraman gibi görmenin nasıl bir hastalıklı ruhtan, ilkellikten kaynaklandığını, tıp bilimi “tıp” açısından açıklayabilir. Ama bu şerefsiz katilleri kahraman olarak görmek için onlar kadar şerefsiz olmak gerekiyor.

Bu hale nasıl geldiğimizi soranlar, otuz yıl önce bir başbakanın, ki kendisi sonradan cumhurbaşkanı da olmuştur, “bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz” dediğini, onun başbakanlığa taşıdığı bir başka kişinin de 15 yıl önce “bu ülke için kurşun atan” diyerek çeteleri, katilleri savunduğunu hatırlamak gerekiyor.

***


Mehmet Ali Ağca, Abdi İpekçi’yi öldürdüğü ve iki soygun yaptığı için toplam on yıl hapiste yattı ve çıktı. Aslında birkaç yıl önce ince bir katakulli çevrilmiş, önceden salınması sağlanmıştı, ama durumu basın fark etti ve tekrar cezaevine döndü.

Türkiye’de hukuk adına konuşanların, ağızlarını her açtıklarında hukuk devletinden söz edenlerin vicdanları bu katilin on yılla kurtulması karşısında sızlamıyorsa, katilin bu cezayla kurtulmasını sağlayan, bu cezayı onaylayan “hukukçular” çıkıp bu kararları nasıl aldıklarını açıklasın.

12 Eylül 1980 öncesinde, Ağca’nın kaçtığı askeri cezaevinin komutanı, onun üstündekiler, İstanbul’un sıkıyönetim komutanı, darbenin başı Evren; çıksınlar, bu olayları açıklasınlar. Bir nebze vicdanları, bir nebze insanlıkları, bir nebze vatan sevgileri varsa açıklasınlar.

***


Neyse... Hiçbiri konuşmayacak, kararmış vicdanlarıyla yorganlarını başlarına çekip uyumaya, unutmaya çalışacaklar.

Bu arada Ağca da Ankara’daki lüks otelin süitinde dinlenecek. Konuşmayacak, onu on yıl hapisle kurtaranları, erkenden çıkarmaya çalışanları, askerlik yapmasını engelleyen raporları almasını sağlayanları “satmayacak.”

Şerefsiz katillere kahraman muamelesi yapacak kadar ruhu kararmışlar da bundan mutlu olacak.


DİĞER YENİ YAZILAR