Kağıtta uyum

Yasalar kağıtlar üzerine yazılır, bu kağıtlarda yazılı olanların hayatın içinde olabilmesi için de önce kafaların bu kağıtlarda yazılı olanlara uyması gerekir. Kafalar bunları içlerine sindirmediği sürece kağıtlar kağıt olarak kalır.

Haberin Devamı

Yasalar kağıtlar üzerine yazılır, bu kağıtlarda yazılı olanların hayatın içinde olabilmesi için de önce kafaların bu kağıtlarda yazılı olanlara uyması gerekir. Kafalar bunları içlerine sindirmediği sürece kağıtlar kağıt olarak kalır. Türkiye'de bir kesimin Batı standartlarında bir hukuk ve yönetim düzenini içine sindiremediği, fakat zorunluluktan böyle bir düzeni ister gibi yaptığı, bunu sağlayacak yasal değişikliklere "uyum yasaları" adının verilmesinden bile bellidir. Denmektedir ki "Biz bu yasaları kendi yüreğimizle çıkarmıyoruz, uymak için çıkarıyoruz"... "Uymak" istediğimiz şey ileri Batı demokrasisidir, ileri bir toplum düzenidir, ileri bir hukuk sistemidir. Türkiye'nin "ileri" bir düzene geçmesini sadece Avrupa Birliği ile uyum meselesi olarak görmek bazılarının bu değişimi içlerine sindiremediğini gösterir.

"Açıklamak"tan önce...
Bir konser oluyor, birileri bir siyasi gösteri yapıyor, şarkıcıyı, grubunu ve orada bulunan parti yöneticilerini gözaltına alıyorsunuz. Bunun açıklamasını, ileri hukuk düzeninde yaşayan kimseye yapamazsınız. Bu insanlar gözaltına alınıyor, mahkemeye çıkarılıyor, salınıyor. Bunu başkalarına açıklamaktan önce yanlışın nerede olduğunu kendi kendimize görmemiz ve yanlışımızı kendi kendimize düzeltmemiz önemlidir. Şu anda eski DEP milletvekilleri halen hapistedir. Yasal değişiklik dolayısıyla tekrar yargılanmaktadırlar, ama hapiste kalmaya devam etmektedirler. Bu milletvekillerinin ilk tutuklanışlarını hatırlayalım. Dönemin başbakanı, yarım yamalak bilgiyle ve düşünmeden Kürt meselesi için "Bask modeli" diye bir söz söyledi. Bask modelinin "özerk bölge" sistemi olduğu anlaşılınca ortalık karıştı, "şahinler" o başbakana saldırdı, o başbakan da anında çark ederek en "şahin" oluverdi.
Böyle olunca da, DEP'lilerin neden halen hapiste yattıklarını dışardan bakanlara açıklamak mümkün değildir.

Asıl sıkıntı kendimizde
Ama bu meselelere hep "açıklamak", "anlatmak" diye bakarak da işin içinden çıkmamız mümkün değildir. En yetkili kişilerin ağzında bir de "sıkıntı" sözcüğü dolaşıyor. Bu kullanımıyla o sözcük, yine dışarısıyla, ileri dünya ile yaşanılan bir "sıkıntı" anlamını taşımaktadır. Asıl "sıkıntı"nın kendi içimizde olduğunu; kendi kafamızı, zihniyetimizi yeni dünyaya uydurmakta olduğunu görmemiz şarttır. Şu anda yaşadığımız sıkıntılar, kafaların kağıt üzerindekiler! sindirmemiş olmasındandır, "zamanla olur" mantığıyla en değerli zamanlar kaybedilmiştir, ama artık kaybedilecek zaman kalmamıştır. İleri dünya ile "uyum" o ileri dünyanın koşullarını hakettiğimize inanmamızla başlar.

DİĞER YENİ YAZILAR