Kafalar karışsın diye

Haberin Devamı

Demokratik açılımla ilgili tartışmalarla birlikte anında ortaya çıkan kafaları karıştırma faaliyetleri de devam ediyor. Bunların sonuncusu da Türkçe alfabeye, Türkçede olmayan ama Kürtçede olan harflerin eklenmesiyle ilgili haberler oldu.

Alfabe ait olduğu dilin anayasası gibidir, belki o dilin gelişme süreci içinde değişebilir, ama başka bir dilin alfabesiyle karıştırılması söz konusu olamaz. Türkçenin alfabesi olduğu gibi Kürtçenin de bir alfabesi vardır, her dil kendi alfabesi üzerine kuruludur.

Türkçe alfabeye “Kürtçe” alfabede bulunan harfler eklenmesi değil konuşulması, düşünülmesi bile cahilliğin ötesinde bir durumdur. Ana dil aileleri üzerinde yer alan diller birbirini etkileyebilir; kelime, deyiş alışverişleri olabilir ama dillerin suni olarak birleştirilmesi de zaten mümkün değildir.

***


Demokratik açılımı Kürtlere “olağanüstü” hatta aşırı bir “pozitif ayırımcılık” gibi gösterme eğilimleri ve bunun yarattığı korkular iyice su yüzüne çıktı.

İşte alfabeye harf eklenmesi gibi haberler de bu korkuları artırmak için ortaya atılıyor.

Türkiye’nin Kürt kökenli vatandaşlarının kendi dillerini konuşma, okuma, yazma, kendi dillerindeki isimleri koyma gibi doğal insani haklarını kullanmalarını, Kürtçenin ikinci resmi dil olması gibi mümkün olmayacak beklentilere götürmek de söz konusu olamaz.

***


Demokratik açılımın içeriğinin tespitindeki gecikme ve AKP hükümetinin şu ana kadar bu açılımdan ne anladığına ilişkin ipucu vermemesi, kafa karıştırma faaliyetlerinin bir ölçüde başarılı olmasını sağladı.

AKP’nin “açılımı”, bütün Türk vatandaşlarına en ileri demokratik haklar olarak açıklamak ve anlatmakta zorluk çekmesi bu siyasi kadronun “demokrasi ruhunu” benimseme durumuyla ilgili bir sorun olarak ortada duruyor.

Meclis’in “gizli oturum” yapmasıyla ilgili olarak AKP içinden gelen öneriler de halktan gizlenen bazı bilgiler varmış izlenimi yaratıyor, bu nedenle de alfabe değişikliği gibi haberler etkili olabiliyor.

***


Demokratik açılım, ister Kürt ister başka kökenden; dili veya inancı ne olursa olsun bütün Türk vatandaşlarının en ileri insan haklarına sahip olmalarını sağlayacak ve bunu hukuk düzeninde güvenceye alacak bir reform olmak durumundadır. İçeriğinde, kimlik farklarına saygı gibi, fikir farklarına saygı ve tümüne hukuki güvence yer alırsa, açılım gerçekten bir “demokrasi için açılım” olabilir.

Tartışma bu temel üzerinde devam edebilirse Türk toplumu da tartışmayı bilinçli olarak izleyebilir, alfabe değişikliği gibi haberlerden etkilenmez.

DİĞER YENİ YAZILAR