Kaçma yolu

Üst düzey bir kamu görevlisi, bir siyasi partiden milletvekili adayı olmak için görevinden istifa edebilir. Buradaki garabet, istifa eden kamu görevlisinin milletvekili seçilememesi durumunda tekrar eski görevine dönmesidir

Haberin Devamı

Milletvekili adayı olmak isteyen kamu görevlileri dün mesai saati bitimine kadar istifa etti. Kimler oldukları bugün daha ayrıntılı olarak belli olur.

Bu sistemde iki garabet var...

Üst düzey bir kamu görevlisi, bir siyasi partiden milletvekili adayı olmak için görevinden istifa edebilir. Buradaki garabet, istifa eden kamu görevlisinin milletvekili seçilememesi durumunda tekrar eski görevine dönmesidir.

Bir kamu görevlisi, bir siyasi parti ile aday olmaya kadar varan bir yakınlık içindedir ama milletvekili olamayınca tekrar “bağımsız” olması gereken bir kamu görevine dönmektedir.

Bu, bürokrasinin “bağımsızlığı” ve “partiler üstü” kalma niteliklerinin efsaneden öteye, daha doğrusu herkesin tekrar ettiği bir kandırmaca olduğunu göstermektedir.

Örneğin bir büyükelçi görevinden istifa edip Avrupa Birliği karşıtlığının kalesi durumundaki bir partiden aday olabilmekte, seçimi kaybedince tekrar büyükelçi olarak Avrupa Birliği ile ilişkilerde etkisi olan bir göreve gelebilmektedir.

Şu anda geçerli olan durumu savunanlar, “milletvekilliğinin, halka hizmet için kamu görevliliğinin en üst düzeyi olduğu” şeklinde ve kendilerinin de inanmadıkları nutukları atabilirler. Ama bu olayın bir başka gerçeği de, kamu görevi sürerken bir partiden aday olmayı düşünen kamu görevlisinin, icraatlarında o partiyle ilişkisinin, o partinin çıkarlarının önemli yer tutmasının kaçınılmaz olmasıdır.

Milletvekili adayı olmak üzere, özellikle iktidara en yakın görünen partiden aday olmak için görevlerinden istifa eden bazı kamu görevlileri ise yargıyla başı fena halde dertte olanlardır. Burada tek tek isim saymaya gerek yok. Ancak bunların hükümet partisi safında siyasete atılmak için gösterdikleri süratin arkasında bir “kaçma güdüsü” yattığını düşündürecek çok neden bulunuyor.

Ne yazık ki daha önce uyuşturucu kaçakçılığı sanıkları bile Meclisimizde milletvekili olarak oturmuş ve böylece yargının takibinden bir süreliğine kurtulmuştur.

İktidar partisi için kilit görevlerde olan ve parti politikaları açısından önemli faaliyetlerde bulunurken başları yargıyla derde girmiş olan bazı üst düzey bürokratlar da milletvekili olarak bu sorunlarını dört yıl erteleme imkânına kavuşacaktır. Dört yıl sonra ise kim öle kim kala...

***

Bu garabetin ardında da hiçbir demokratik ülkede olmayan, anlamsız bir milletvekili dokunulmazlığı sistemi bulunuyor. Daha önce olduğu gibi, önümüzdeki seçim öncesinde de bu konuda bütün siyasi liderler büyük sözler söyleyecektir. Ama şimdiden emin olabiliriz ki bu sorunun düzeltilmesi, bu garabetin giderilmesi için herhangi bir adım atılmayacaktır.

Türk demokrasisini sıkıntıya sokan en önemli olay cumhurbaşkanı seçimi değildir. Yukardaki iki garabet ve buna benzer irili ufaklı başka garabetlerdir. Ama bunların yok edilmesi için kimsenin kılı kıpırdamaz, bundan sonra da kıpırdamayacaktır.

*****

Bir 301 olayı
Başka işlere daldık ve 301’inci madde belasını unuttuk. Ama o madde olduğu gibi duruyor. Hatta şimdi aktaracağımız gibi olaylar da oluyor. Bir yazar, Hrant Dink cinayeti ile ilgili bir yazı yazar ve savcılığa çağrılır. Hakkında TCK 301’den soruşturma açılmıştır. Savcı, soruşturmayı şikâyet üzerine açtığını söyler. Sonra anlaşılır; şikâyette bulunan, DSP, yani Demokratik Sol Parti’nin üst düzey bir yöneticisi, eski gazeteci, eski yazar, eski bakan ve eski milletvekili olan bir kişidir. Şikayette bulunmuş ama adının dava dosyasında geçmemesini istemiştir. Bu şahıs demokrasi ile ilgili nutuklar atadursun, 301’inci madde böyle var olduğu sürece o ve onun gibiler yine faaliyetlerine, bir demokrasi ayıbı olarak devam edeceklerdir.

DİĞER YENİ YAZILAR