Kaçınılmaz oldu

Avrupa Birliği'nin 25 üyeli olmasıyla Türkiye'nin bu birliğin içinde yer alması artık daha da kaçınılmaz

Haberin Devamı

Avrupa Birliği'nin 25 üyeli olmasıyla Türkiye'nin bu birliğin içinde yer alması artık daha da kaçınılmaz.

Avrupa artık 25 ülkeden oluşan, 450 milyon nüfuslu bir "büyük ülke" oldu. Bu "büyük ülke"de 20 ayrı dil konuşuluyor. Türkiye bu birliğin içinde yer aldığı zaman şunlar olacak:

* Üye diğer 25 ülke toplam nüfusun yüzde 85'ini oluşturacak, Türkiye ise tek başına yüzde 15'ini.

* Avrupa nüfusunun yüzde 80'i Hıristiyan, yüzde 15'i Müslüman olacak.

* Türkçe 21'inci dil olacak, Avrupa'nın doğusunda 200 milyondan fazla insanın kullandığı Türkçe Avrupa'nın da ikinci en yaygın dili olacak.

Sadece bu birkaç rakam bile Türkiye'nin gerçek bir vizyonu olan Avrupa Birliği içinde yer almasının nesnel kriterleri olduğunu gösteriyor. Türkiye'den korkanlar için ise aynı rakamlar en basit ret gerekçeleridir.

Türkiye'nin AB içinde yer alması gerektiğini düşünenler Avrupa'da hiç de azınlık değildir. Dünyanın geleceğine ilişkin bir görüşü olan bütün Avrupalılar için de Türkiye'nin bu birlikte yer alması şarttır. Bunun nedenlerini biliyoruz.

Üstümüze düşeni yaparsak
Buna karşılık kendi eksiklerimizi de biliyoruz.

* Düşünce özgürlüğünün onlarca yıldır bir tehlike olarak görüldüğü bir ülkede eksiksiz bir düşünce özgürlüğünü hazmetmek kolay değildir.

* "Kürt" kelimesinin bile onlarca yıl kullanılmadığı, insanların "Kürt diye bir şey yoktur, bunlar dağlı Türklerdir" geri zekâlılığı ile kandırılmaya çalışıldığı bir ülkede Kürt kökenli vatandaşların haklarının bazıları tarafından tanınması da kolay değildir.

* Tarihinde sadece büyük zaferler olduğuna, hiçbir olumsuzluk olmadığına, yaşanan olumsuzlukların sadece "ihanetler" nedeniyle yaşandığına inandırılmaya çalışılmış bir toplumun gerçekleri kabullenmesi kolay değildir.

* Büyük şehirlerin karmaşası içinde, ekonomik sorunlar içinde eski köy ve kasaba değerleriyle yaşamaya çalışan milyonlarca insana çağdaş demokrasinin ne olduğunu anlatmak kolay değildir.

Ama bütün bu alanlarda Türkiye, yirmi yıl önce birçok insanın "hayal" olarak gördüğü mesafeleri katetmeyi de başarmıştır.

Önümüzdeki aylarda Avrupa'nın en çok konuşulan konularından biri Türkiye olacaktır. Şimdiden de gazeteler sayfalarını, televizyonlar programlarını Türkiye tartışmalarına ayırmaya başlamıştır. Bunların hepsi Türkiye'nin gerçek pozisyonlarını, hedeflerini, vizyonlarını ve gelişmesini anlatmak için önemli fırsatlardır. Televizyonlarda söylenen her cümle, gazetelerde yazılan her kelime artık çok önemlidir.

Sonuç olarak Avrupa kamuoyu da önümüzdeki birkaç ay içinde Türkiye'yi "içine sindirecektir".

Bu sürecin kolay ve mantıklı olmasını sağlamak da yine bizim elimizdedir.

DİĞER YENİ YAZILAR