Jest mi veto mu?

Haberin Devamı

Hükümetlerin kuruluşunda genel teamül, yeni başbakanın kabine hakkında cumhurbaşkanının da fikrini alması ve götürdüğü listenin itirazsız onaylanmasını sağlamasıdır.

Erdoğan bu şekilde davranmaya gerek görmemiş, bunu da bir gün önce “seçilmişler” deyimini kullanmakla, Cumhurbaşkanı’nın onaylaması gerektiğini söyleyerek belli etmiştir.

Sezer de buna cevabını dünkü “toptan veto”su ile verdi.

Sezer’in listeye bile bakmadan “yeni cumhurbaşkanına onaylatın” demesinin bir “iyi niyet jesti” olduğuna ilişkin yorumlar fazlasıyla iyi niyetlidir.

Yeni hükümet listesiyle ilgili son söz tabii ki Başbakan’a aittir. Ama bu son söz hakkı kullanılırken devletin en tepesinde belli bir “uzlaşma” durumu yaratılması da doğaldır.

***


Cumhurbaşkanı bu “toptan veto”su ile yeni hükümete ilişkin herhangi bir sorumluluk almak istemediğini de ortaya koydu. Bu da gelecek hükümet dönemine ilişkin olarak “ağır” kuşkular içinde olduğunun ifadesi.

Bu kuşkuların ne olduğu belli. Cumhurbaşkanı Sezer’in, çeşitli beyanları ve tavırları dolayısıyla AKP’ye ve hükümetlerine yönelik laiklik kaygılarını benimsediği biliniyor.

Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasıyla bu yoldaki kuşkulara sahip olanların endişelerinin daha fazla artacağı da biliniyor.

Sezer’in “toptan veto”su, aynı kuşku ve endişelere sahip olduğunun işaretidir. Cumhurbaşkanı tersine davranmış olsaydı, siyasal gerilimi düşürme yolunda önemli ve gerçek bir “jest” yapmış olacaktı. Ama Sezer öyle yapmadı ve öyle yapmayarak “gerilim cephesi” içinde yer aldığını gösterdi.

***


Cumhurbaşkanı, 2002’den bu yana AKP hükümetine “gerçek muhalif” olarak görev yapmış, yetkilerini hükümeti denetleme ve sınırlama yönünde kullanmıştır.

Son “jest”i de bunun bir parçası; en sonuncusu ve hatta en ağırıdır. Erdoğan’nın yolladığı yüzlerce atama kararnamesini geri çeviren Sezer, son jestiyle bütün bakanların atamalarını geri çevirmiş oluyor.

Yeni hükümetin hukuken ve siyaseten yasallığını onaylamayan Cumhurbaşkanı Sezer, uzlaşma ve yumuşama isteyen toplum çoğunluğunun bu arzusunun tersine davrandı.

Uzlaşma ve yumuşama isteyen toplum çoğunluğu, sandıkta AKP’ye oy verenlerden daha da geniş bir kesimdir. Cumhurbaşkanı bunu dikkate almış olsaydı toplumun yumuşama isteğine uygun davranmış, yumuşama yollarını genişletmiş olacaktı. Böyle davranmaktan kaçındı.

Tavrının doğruluğunu ya da yanlışlığını zaman gösterecek.

DİĞER YENİ YAZILAR