Orhan Pamuk adı bazı sivri sözleri nedeniyle epeydir dillerden düşmüyor. Sözlerinin yanlış olduğu savunulabilir, herkesten daha doğru bilgilere dayanan açıklamalar yapması da istenebilir.
Ancak bu Orhan Pamuk olayından isteyerek ya da istemeyerek beslenen ve birçok kişinin de hoşuna giden bir aydın düşmanlığı kokusu yayılıyor.
* Aydın, büyük kalabalığın içinde değildir. Farklıdır; bazen aykırıdır, bazen de çok aykırıdır.
Ama kesin bir gerçek şudur: İyi ki aydınlar var.
* İyi ki Voltaire var. İnsanlara dogmalara karşı aklın ve aydınlanmanın üstünlüğünü anlattı. Her şeyi göze alarak.
* İyi ki Giordano Bruno var. Kilisenin kabul ettiği felsefenin dışında da felsefe olabileceğini söyledi, ilk kez din özgürlüğünden söz etti. Dili koparıldı, yakıldı. Başına bunların geleceğini biliyordu.
* İyi ki Sartre var. İnanmadığı en uç fikirler için bile özgürlük mücadelesi yapılabileceğini gösterdi. Yaşına bakmadan sokaklarda yürüdü. Hiçbir saldırıya aldırmadı.
* İyi ki Bertrand Russel var. Kimse Vietnam'da olanları bilmezken, Amerikan halkı orada komünizmle savaşıldığını sanıyorken çıktı doğruları söyledi.
* İyi ki Camus var. Fransa'da el üstünde tutulurken Cezayirliler lehinde tavır almaktan çekinmedi, korkmadı.
* İyi ki Michnik var. Polonya'da komünist sistemin en üst sıralarında yer alabileceği halde çıkardığı yeraltı gazetesinde ortaya attığı fikirlerle ülkesinin kaderini değiştirdi.
* İyi ki Galileo Galilei var. Kilise dogmaları dışında gerçekler olduğunu söyledi, "yine de dönüyor" diyerek bilimin sembollerinden oldu.
* İyi ki Victor Hugo var. Bütün Avrupa kralların ve imparatorların saldırısı altındayken bunlara açıkça savaş açtı. O sırada yaşı 70'in üzerindeydi.
* İyi ki Thomas More var. İnsanlara daha iyi bir dünyada yaşayabileceklerini ilk anlatan oldu.
* İyi ki Yaşar Kemal var. Türkiye'nin en çok okunan yazarı olarak ilk kez "Ben Kürdüm" demekten ve sadece bu söz için mahkemelerde sürünmekten çekinmedi.
* İyi ki Nadine Gordimer var. Beyaz bir kadın olarak her şeyini bıraktı ve Güney Afrika'daki siyahların yanında yer aldı. Bütün çevresini kaybetti, tecrit edildi, ama pes etmedi.
* İyi ki Kemal Tahir var. Uğrayacağı bütün saldırıları bile bile Türk tarihiyle ilgili en aykırı düşünceleri ortaya atmaktan ve tartışmaktan çekinmedi.
* İyi ki Vaclav Havel var. "Ben aydınım, görevim budur" diyerek diktatörlükle mücadele etti ve sonuna kadar gitmekten korkmadı.
İyi ki Uğur Mumcu var.
İyi ki Theodorakis var.
İyi ki Pablo Neruda var.
İyi ki Eduardo Galeano var.
İyi ki 1919'da esir şehir İstanbul'dan çıkıp imkânsız gibi görünen bir hayal uğruna Ankara'ya gidenler var.
Toplumlan ileriye doğru götürenler her zaman aydınlar olmuştur. Fikrini beğenirsiniz beğenmezsiniz, ama tartışırsınız.
"Aydın düşmanlığı" statükonun bozulmasını istemeyenlerdeki korkunun dışa vuruluş şekillerinden biridir.
"Aydın düşmanlığı"nın olanca saldırısına rağmen yukardaki isimlerin hepsi bugün yaşıyor, "var"... Onlar gibi daha binlercesi "var".
Onlar var, onları "asanlar" yok...

