İyi haber

Fazlasıyla mağrur, fazlasıyla kendine güvenen, kendisini herkesten akıllı gören genç bir bey vardı

Haberin Devamı

Fazlasıyla mağrur, fazlasıyla kendine güvenen, kendisini herkesten akıllı gören genç bir bey vardı.

Çevresindeki deneyimli bilgin kişiler de beye pek yaklaşamıyor, hatta bazı durumlarda görüşlerini bile söyleyemiyorlardı.

Bir gün genç bey maiyetiyle birlikte şehirde gezmeye çıktı. Bir süre gezdiler, sonra karınları acıktı ve tanıdıkları bir kişinin evinin bahçesine gittiler. Yediler, içtiler.

Tam çıkarlarken beyin yanına bir kadın yaklaştı. Kadın ağlayarak dul olduğunu, işi olmadığını, çocuğunun ise çok hasta olduğunu, ilaç alacak parası olmadığını, ne yapacağını bilemediğini anlattı durdu.

Ağladı anlattı. Anlattı ağladı...

Çevresindekiler, ilk kez beyin etkilendiğini gördüler.

Bey ağlayıp anlatan kadını sabırla dinledi. Sonunda ne kendisinden ne istediğini sordu.

Kadın yine gözyaşları arasında "para" dedi, "beyimizden para istiyorum..."

Çevresindekiler birbirlerine şaşkınlıkla bakarken bey cebindeki keseyi çıkardı ve olduğu gibi kadına verdi. Kadın binlerce kere teşekkür etti, genç beyin elini öptü, dualar etti, sonra bir anda ortadan kayboldu.

Bey ve maiyetindekiler saraya döndü.

Bey oturdu, herkes oturdu. Ama kimse konuşmuyordu. Bey sordu:

"Ne oluyor? Bir şey söyleceksiniz de söyleyemiyor musunuz?"

Çevredekiler yine sessizce durdular. Bey, "haydi söyleyin" diye üsteledi.

Biri ayağa kalktı ve söyledi:

"Beyim, kesenizi verdiğiniz kadın bir yalancıdır, böyle hikâyeler anlatır, kendisine inanan insanların paralarını alır..."

Bey bu sözleri duyar duymaz ayağa fırladı, bir aşağı bir yukarı yürümeye başladı. Bir süre böyle gezindikten sonra sordu:

- Bu kadının küçük bir çocuğu var mı?

"Var" diye cevap geldi. Bey yine sordu:

- Bu çocuk hasta ve ölmek üzere değil mi?

"Hayır, değil" diye cevap geldi.

Genç bey gülümsedi:

- Çok güzel. Son günlerde duyduğum en iyi haber bu...

Çevresindekiler de gülümsedi.

Genç beyin eğitimi başlamıştı.

DİĞER YENİ YAZILAR