Haberin Devamı
Yakın geçmişimizin kâbus yıllarıydı 90’lar. Toplumun her kesiminin “düzeleceği yok” çöküntüsüne girdiği, bu ruh hâlinin içinden çeşitli iktidar hesaplarının çıktığı, oyunların oynandığı, kanın devamı üzerine siyaset yapanların etkili oldukları yıllardı.
Ankara’dakiler her gün aynı beyanatları verirdi. “Terörün beli kırılmıştır...” “Bunlar terör örgütünün son çırpınışlarıdır” gibi laflar günde birkaç kez tekrarlanırdı.
Ankara’nın en tepelerinde “ya bitecek ya bitecek” gibi kararlı ifadeler hâkimdi. Bu “ya”ların ne anlama geldiği pek açık değildi ama genelde “savaşta kararlılık” olarak algılanırdı.
Şehit cenazesi haberlerinin büyük ve sık verilmesi toplumun moralini bozduğu için kısa ve küçük aktarılması istenirdi.
Terör haberlerinin de “olumlu” tarafından verilmesi talep edilirdi. Yani “terör amacına ulaşamadı, maalesef birkaç şehit verdik, ama daha fazla terörist öldürüldü” formülü bu haberlerin tümü için geçerliydi.
Her köşeden bir “askeri uzman” çıkar, haritalar üzerinde bu işin bitmek üzere olduğunu anlatırdı.
Giderek öyle bir hava hâkim oldu ki bir gün bir gazete “Cudi’ye Türk bayrağı dikildi” diye manşet attı. Bunun “terörün kökü kazındı” anlamına geldiğini düşünüyorlardı.
Ankara’da tekrarlanan lafların dışında bir şey söylemeye çalışanlar en hafifinden “terörün ekmeğine yağ sürmek”le, en ağırından “PKK yardakçısı” olmakla ve “vatana ihanet”le suçlanırdı.
Meclis’teki Kürt milletvekilleri, “terörün Meclis’teki temsilcileri” olarak görülür ve onlara buna uygun muamele yapılırdı.
1991’de “Kürt realitesini tanımak”tan söz eden dönemin başbakanının bir daha böyle sözler etmemesi, daha sonra bir başka başbakanın da ağzından çıkan “Bask modeli” sözünü inkâr etmesi sağlandı.
Siyasetten, meselenin toplumsal ve tarihi temellerinden söz etmeye devam edenler için de “andıç”lar devreye girdi, bu korkunun yayılması için çeşitli yöntemler kullanıldı.
İşte böyle yaşadık 90’lı yılları.
Aradan neredeyse 20 yıl geçti. Kurtulmak bir yana, bu kâbusu her gün, her saat hatırlıyoruz.
Gelecek kuşaklar bizi hiç affetmeyecek, çünkü bu “90’lar” kâbusunun yanına “2 binler”i koymamıza ramak kaldı.

