İstanbul’u bitirme hamlesi

Haberin Devamı

Ne zaman “köprü” lafı geçse hep o ucuz ve bayat demagoji kendisini gösterir. Buna göre “biçimci solcular” o kadar ufuksuzdur ki, birinci köprüye bile karşı çıkmışlardır.

Aradan kırk yıl geçti ama, yine hatırlatmaya çalışalım, o sırada köprüye karşı çıkmak değil, köprü dolayısıyla Anadolu’daki ağır yaşam koşullarına dikkat çekmek söz konusuydu. Bugüne göre “naif” bir siyaset gibi görülebilir, ama öyle oldu, o günlerde öyle “romantik” bir ortam vardı.

***

Bir süredir ufak ufak gevelenen üçüncü köprü fikri nihayet kuvvetli bir şekilde gündeme geldi. Üstelik bu konuyu gündeme getirenin ve köprünün yerini bile seçenin Başbakan Erdoğan olduğu anlaşıldı.

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu sırada üçüncü köprü fikrine şiddetle karşıydı ve bunu açıkça ifade etmişti. Ama zaman ve koltuk değişikliği Erdoğan’ı “Demirel bir tane dikti, Özal dikti, bir tane de ben dikeyim” aşamasına getirmiş olmalı. Yoksa o da yeni rant alanları alanları yaratma peşinde mi?

***

Üçüncü köprü fikriyle ilgili olarak uzman görüşleri “firesiz” olarak “olumsuz” da birleşiyor. En basit özetle bu köprü İstanbul’u biraz daha, hem de önemli oranda büyütecek, şehrin soluğunu sağlayan en önemli alan olan kuzey yeşilliklerini tehlikeye atacak.

Uzmanlar, bu köprünün İstanbul trafiğine rahatlama filan getirmeyeceğini de yine “firesiz” olarak söylüyor.

***

Bu köprüyle “insana açılacak” alanın da en az bir milyon kişilik yeni bir şehir olacağına uzmanlar, önceki deneyimlerden yola çıkarak dikkati çekiyor. Bunu göze alan bir yönetimin o yeni 1 milyon kişinin suyunu, kanalizasyonunu, çöpünü ve belki de en önemlisi, binalarının depreme dayanıklılığını nasıl sağlayacağını da bilmesi gerekiyor. Ama rant coşkusu bütün bunları unutturmuş olabilir.

***

Başbakan Erdoğan’ın adetlerinden biri, konu ne olursa olsun kuvvetli bir muhalefet sesi çıkarsa işi inada bindirmektir. Ama kendisine öncelikle hatırlatılması gereken, böyle konularda ülkenin başbakanından daha önde ve önce, şehir halkının ve o halkı temsil edenlerin görüşlerinin geldiğidir.

Hem şehir trafiğine faydası olmayacak, hatta dolaylı da olsa yeni yük bindirecek, hem şehre nefes sağlayan bir alan tahrip edilecek, hem de İstanbul ciddi şekilde büyüyecek... Bunlar belli olduğuna göre Başbakan’ın İstanbul’u yöneten arkadaşlarına “halkın sesi”ni dinlemelerini önermesi yerinde olacaktır.

Üçüncü köprü, “İstanbul’u depreme bırakmayız, kendimiz bitiririz” gibi bir ruh halinden başka bir şeyin ürünü olamaz.

DİĞER YENİ YAZILAR