Büyük İskender, İran hükümdarı Dara'yı yendikten sonra Hindistan üzerine yürümeye başladı. Hint hükümdarı, İskender'le savaşmak istemiyor, barış yapmak istiyordu.
Bunun için sınıra çok yaklaşmış olan İskender'e bir sürü hediye gönderdi. En güzel cariyelerin, en değerli malların yanında bir de filozof vardı.
İskender'in ilgisini tabii ki bu filozof çekti, hemen yanına getirilmesini emretti.
Filozof geldi, kurallara uygun bir şekilde İskender'i selamladı. Sonra karşısına oturtuldu.
İskender bir büyük kupa getirtti, ağzına kadar yağla doldurttu ve filozofa uzattı.
Filozof kupayı aldı, yağı bir gram taşırmadan içine bin tane iğne koydu ve kupayı tekrar İskender'e uzattı.
İskender kupayı aldı, adamına verdi. Biraz sonra, eritilmiş iğneler bir küreye dönüştürülmüş olarak geldi. İskender küreyi filozofa uzattı.
Filozof küreyi aldı, izin istedi, gitti. Geldiğinde elinde bir ayna vardı; küreyi eritmiş, aynaya dönüştürmüştü. İskender'e verdi.
İskender emir verdi, bir leğen su getirildi. İskender aynayı suyun içine koyup filozofa uzattı.
Filozof aynayı aldı, izin istedi. Döndüğünde ayna bir maşrapaya dönüşmüştü. Su dolu leğenin içine koyup İskender'in önüne itti.
İskender emretti, toprak getirildi. İskender maşrapanın içini bu toprakla doldurup filozofa uzattı.
Filozof bu kez bir şey yapmadı. Ağladı ve içinde toprakla dolu maşrapa olan leğeni aynı şekilde İskender'in önüne itti.
İskender, "Anlat bakalım" dedi.
Filozof anlattı:
"Siz, ağzına kadar yağ dolu kupayı vererek şunu demek istediniz: İçim bilimle o kadar doludur, o kadar çok bilgi sahibiyim ki, başka bilgi almama hem ihtiyaç yoktur, hem gerek yoktur..."
- Neden iğneleri doldurdun?
"Dedim ki, bilgilerle dolu olmanıza rağmen ben onların düzenini bozmadan size yeni bilgiler verebilirim..."
- Bu iğneleri küre olarak yolladığımda sen ondan ayna yaptın?
"Siz dediniz ki: Çok insan öldürdüm, çok kan döktüm, içimde artık yeni bilgiye hiç yer kalmamıştır. Ben bu küreyi ayna yapıp size verdim, dedim ki: Bu parlak aynayla kendinize, kendi içinize bakınız, kalbinizdeki iyilikleri göreceksiniz..."
- Ben aynayı suyun altına koydum, sen ondan maşrapa yapıp yine aynı suya bıraktın?
"Siz bana dediniz ki: Çok yaşadım, kısa zamanda çok şey gördüm, artık derine gidiyorum ve yeni bilgilere ihtiyaç duymayacağım.
Ben de size maşrapa göndererek hâlâ yeni bilgiler alabileceğinizi söyledim..."
- Toprağa neden ağladın?
"Siz sordunuz: Ölüme çare bulabilir misin? Ben de ağladım, çaresiz olduğumu söyledim..."
Hikâyenin sonuna göre bu zekâ yarışında İskender yenildiğini kabul etti ve filozofu, çok değerli hediyeler vererek evine gönderdi.

