Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç'ın geçen hafta üst üste söyledikleri fazla tartışma yaratmadı. Birkaç küçük "itiraz" sesi geldi, ama bunlar da içeriği olan bir tartışmaya dönüşmedi. Orgeneral Kılınç'ın AKP'den tepki alan ilk sözü, bakanların "iş takipçiliği" yapmalarıyla ilgiliydi. Orgeneral Kılınç kendi izlenimlerine ve gözlemlerine dayanarak bakanların en çok zaman ayırdığı işin "iş takipçiliği" olduğunu söylüyordu. İş takipçiliği çok belli bir kavramdır. Ticaret ve iş hayatı dışında sahip olunan bir gücü ve nüfuzu kullanarak başkalarına doğrudan, kendisine doğrudan ya da dolaylı olarak çıkar sağlamak anlamına gelir.
Bu ülkenin "torpil" gerçeği!
Türkiye'nin gerçekleri içinde, dünyada pek olmayan "masum" bir iş takipçiliği sistemi de vardır. Ancak bunun adına iş takipçiliği demek yerine "insani nedenlerle nüfuz kullanmak" demek daha doğru olacaktır. Bu durum ne yazık ki Türkiye'de çözümlenmemiş üç temel meseleyle ilgilidir. Nüfuz sahibi insanlar, geniş ilişkileri olan insanlar daha güçsüz insanların iş bulması için uğraşırlar (torpil yaparlar), hastane sorunlarını çözerler (çünkü devlet hastanelerine hiç kimsenin güveni yoktur, herkes torpille iyi bakılmak ister), çocukların okul sorunlarını çözerler (çünkü kayıtlar hep sorundur, burslar hep sorundur). Türkiye gerçeği şudur: Biraz güç sahibi olan ve çok insan tanıyan herkes bu üç insani amaç için "nüfuz" kullanır. İş takipçiliği, iş sahipleri, bu iş sahipleri yanında çalışanlar ve işleri kendi şirketlerinin çıkarlarını korumak olan insanlar için son derece doğal, yasal ve ahlâki bir iştir. Bakanların, milletvekillerinin temel toplumsal ahlâka aykırı olan iş takipçilikleri de ne yazık ki bir başka Türkiye "gerçeği" olmuştur.
Silahlı baskınlar gerçeği!
Siyasiler iktidara gelir gelmez, insani nedenlerin çok ötesine geçen, "ekonomik nedenleri" çok ağır basan işlerle de uğraşırlar. Kendi seçim çevrelerindeki güçlü insanlarının inşaat sorunları vardır, otopark sorunları vardır, ruhsat sorunları vardır. Müteahhit alacakları vardır, ihale isteyenler vardır. Ve milletvekillerinin zamanlarının gerçekten önemli bölümü "insani" amaçlı olmayan bu işlerin takibiyle geçer. Daha bir yıl önce takip ettiği işi yapmayan bakanın makamını silahla basan milletvekilleri görüldü! Bu silahlı baskının yoksul ve güçsüz bir vatandaşın hastane ya da iş meselesi için yapılmadığı çok bellidir. Siyasette düşen kaliteyle birlikte iş takipçiliği siyasilerin çok önemli bölümü için doğal bir iş olmuştur. Bu nedenle her sabah istanbul'dan yüzlerce "iş insanı" ellerindeki evrak çantalarıyla Ankara'ya giderler, akşam uçaklarıyla dönerler. Hepsinin tanıdığı, bildiği, aralarında yakınlık bulunan milletvekilleri ve bakanlar vardır. Her yeni hükümet kurulduğunda tanıdıklar aranır, hatta tanıdıkların bakan olması için kulis yapılır. Bu sistem yasal ve ahlâki olmayan iş takipçiliği sistemidir. Bu konuya yarın devam edeceğiz.
İş takipçiliği
Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç'ın geçen hafta üst üste söyledikleri fazla tartışma yaratmadı. Birkaç küçük "itiraz" sesi geldi, ama bunlar da içeriği olan bir tartışmaya dönüşmedi. Orgeneral Kılınç'ın AKP'den tepki alan ilk sözü, bakanların "iş takipçiliği" yapmalarıyla ilgiliydi
Haberin Devamı

