Irak'taki Amerika ve Türkiye

Ankara'daki ana eğilim, ABD yönetiminin isteğine uygun olarak Irak'a Türk askeri göndermek yönündedir

Haberin Devamı

Ankara'daki ana eğilim, ABD yönetiminin isteğine uygun olarak Irak'a Türk askeri göndermek yönündedir. Bunun koşulları ve ayrıntıları belli değildir. Ancak şu anda buna karşı çıkan tek kişi Cumhurbaşkanı Sezer'dir.

Anlaşıldığına göre Genelkurmay Irak'a asker gönderilmesine taraftardır, AKP hükümeti de taraftardır.

Amerikan yönetimi Irak'a askeri müdahale kararını dünya kamuoyuna kabul ettirmeye çalışırken birçok gerekçe ileri sürmüştü.

Bunların en önemlileri olan, Irak'ta kitle imha silahlarının bulunduğu ve Saddam Hüseyin'in El Kaide ile bağlantılı olduğu iddiaları halen kanıtlanmamıştır ve görüldüğü kadarıyla kanıtlanamayacaktır.

Amerikan yönetiminin sözcüleri de artık bu konularda konuşmayı kesmişlerdir.

Amerikalılar şu anda Irak'ta işgalci durumundadır. Ve işgalin gerekçeleri uluslararası hukuk açısından onaylanmaktan uzaktır. ABD askeri Irak'ta ne arıyor diye sorulduğunda meşruiyet açısından anlaşılır bir cevap bulmak kolay değildir.

Irak'ta boyutları tam olarak belli olmayan bir silahlı direniş vardır, her gün birkaç Amerikan askeri ölmektedir. Bu ülkede bulunan birçok tarafsız gözlemcinin söylediğine göre resmen açıklanan saldırılar, gerçekte olanların çok azıdır.

Tek seçenek 'bataklık' mı...
Bu durumda Türkiye'nin de Irak'a güçlü bir askeri birlik göndermesinin gerekçesinin çok iyi açıklanması gerekmektedir. Savaş öncesinde birinci ve ikinci tezkere tartışmaları sırasında temel gerekçelerden biri "Stratejik müttefikimiz ABD'nin yanında yer alma mecburiyeti", ikincisi ise "Kuzey Irak'ta Türkiye'nin çıkarları aleyhine oluşumların engellenmesi" idi.

Kuzey Irak'ta "Türkiye aleyhindeki" gelişmeler denilen olay, bu bölgede şimdilik özerk daha sonra bağımsız bir Kürt devletinin kurulması olasılığıdır. Savaşın başından itibaren Kürt aşiretlerinin Amerikan yönetimine kayıtsız şartsız tam destek vermelerinden, muhataplarından önemli sözler aldıkları sonucunu çıkarmak zor değildir.

Hem Barzani hem de Talabani sürekli olarak Kuzey Irak'ta Türk askeri varlığını kabul etmeyeceklerini tekrarlamaktadır.

O zaman Türk askerinin hangi bölgede, ne görev yapacağına ilişkin soru da cevapsız kalmaktadır.

Irak'ın başka bir bölgesinde Türk askeri bulunmasının
Türkiye açısından pek bir anlamı olmadığı gibi tam tersine, böyle bir olasılığın ardında çok daha fazla "potansiyel" tehlike bulunmaktadır.

Eğer Türk askeri Kuzey Irak'ta değil de, direnişin en yoğun olduğu bölgede görev yapar ve Iraklı direnişçilerin hedefi olursa, bunu açıklamak kolay olmayacaktır...

Amerikan yönetimi Ortadoğu'da işlerin hiçbir zaman kağıt üzerinde planlandığı gibi yürümediğini tecrübeyle gördü. Bu aşamada Amerikan yönetimine yardımcı olmanın tek yolu, Türk askerini de aynı batağa sokmak olmasa gerek.

DİĞER YENİ YAZILAR