Mağrur bir hükümdar bir sufi bilginini yanına çağırttı ve sordu: "Ben iyi bir hükümdarım, ama halkım beni fazla sevmiyor, bunu sokaktan geçerken görüyorum. Halkımın gözünde değerimi artırmak için ne yapmalıyım?"
Sufi bilgin kısaca "iyi davranışlar" diye cevap verdi. Hükümdar bu cevaptan tatmin olmadı:
"Ben birçok iyi davranışta bulunuyorum, ama bunları pek az kimse görüyor, pek az kimse anlıyor..."
"Bunun fazla önemi yok" dedi sufi bilgin, "siz ne yaptığınızı biliyorsanız, başkaları da bilecektir..."
"Peki dış görünüşün hiç mi etkisi yoktur" diye sordu hükümdar.
"Vardır. Ama birinci derecede bir etki değildir..."
Hükümdar bu cevaptan da hoşlanmadı, çevresindekiler de tepkileriyle onu destekliyorlardı.
Hükümdarın öfkesi giderek arttı: "Bana bak ihtiyar, bu söylediklerini bana göstereceksin!"
Sufi bilgin, hükümdarın eski giysiler giymesini istedi, birlikte şehre indiler. Pazar yerine geldiler.
Sufi, hükümdara tezgâhında meyveler satan birini gösterdi:
"Gidin, ağır bir hastanız olduğunu ama paranız olmadığını söyleyin, hasta için parasız bir kilo çilek isteyin..."
Hükümdar gitti, sufinin söylediğini yaptı. Pazarcı karşısında duran hırpani giyimli adama baktı ve "Defol" dedi, "nereden bileyim hastan olduğunu... Ama yüzüne bakınca anlıyorum ki sen bir hırsızdan başka bir şey değilsin..."
Hükümdar tam öfkeyle kimliğini açıklayacaktı ki, sufi onu kolundan tutup uzaklaştırdı. Nehrin kıyısına doğru biraz yürüdüler. Tepelerdeki karlar çözülmüştü, nehir deli deli akıyordu.
Kıyıya geldiklerinde sufi birden hükümdarı suya itti. Hükümdar şaşkınlıkla çırpınıyor, çevrede toplananlar ise yalnızca seyrediyordu.
Birden seyircilerin arasından, son derece fakir olduğu kılığından anlaşılan bir genç çıktı, suya atladı ve hükümdarı kurtardı.
Yalnız kaldıklarında hükümdar "Söyle bakalım neydi bunlar" dedi.
Sufi söyledi:
"Gerçekten iyilik yapmak niyetinde olduğunuz yüzünüzden anlaşılmıyordu, istediğiniz bir kilo çileği alamadınız... İyi davranışın gerçekten iyi bir amacı olup olmadığını insanlar anlar... Suya düştüğünüzde bir sürü insan sizi seyretti ama suya atlayan en hırpani ve fakir kılıklı olandı... Bir şey kazanmayacağını biliyordu, çünkü siz de fakir kılığındaydınız, sadece iyi bir davranış gösterdi, başka bir beklentisi yoktu... Üstelik bunu yapan, çevrenin en fakir, en kötü giyimli kişisiydi...
Sabah size anlatmak istediğim de buydu..."
İnsanın değeri
Mağrur bir hükümdar bir sufi bilginini yanına çağırttı ve sordu: "Ben iyi bir hükümdarım, ama halkım beni fazla sevmiyor, bunu sokaktan geçerken görüyorum. Halkımın gözünde değerimi artırmak için ne yapmalıyım?"
Haberin Devamı

