İnsanı savunmak

Şu anda Ankara'da çok önemli bir toplantı yapılıyor. 90 ülkeden 500'ü aşkın insan yaşadıklarını aktarıyor ve "insanı savunmak" için buldukları yöntemleri tartışıyorlar

Haberin Devamı

Şu anda Ankara'da çok önemli bir toplantı yapılıyor. 90 ülkeden 500'ü aşkın insan yaşadıklarını aktarıyor ve "insanı savunmak" için buldukları yöntemleri tartışıyorlar.

* Toplantının adı "İnsan Hakları Olimpiyatı" konulmuş. Hazırlayanlar, ABD'de kurulmuş olan "İşkence Mağdurları Merkezi", "Helsinki Yurttaşlar Derneği" ve TODAİE (Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü).

Bu kurum, Türkiye'de nitelikli kamu görevlisi yetiştirilmesi için kurulmuş ve bu yönde çalışan en önemli kurumlarımızdan biri.

Toplantının Ankara'da yapılması, organizasyonda TODAİE'nin yer alması; ayrıca, 90 ülkeden gelen insanların Karayolları Genel Müdürlüğü ve Devlet İstatistik Enstitüsü salonlarında toplanabilmeleri Türkiye'nin "çağ atlama" çabasının sonunda başarılı olabileceğinin göstergesidir.

* Toplantıyı Dışişleri Bakanı Abdullah Gül açtı, kapanış konuşmasının da Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından yapılması bekleniyor.

Bir sürü olumsuzluğun arasında böyle bir görüntü bile, Türkiye'nin geleceğine olan güvenimizi tazelememiz için yeterli nedendir.

Kuru edebiyatla olmuyor
Toplantıya katılanlar sabahtan akşama kadar birbirlerine kendi yaşadıklarını ve insanları savunmak için neler yaptıklarını anlatıyorlar. Bunun içinde ücretsiz avukat sisteminin kurulması da var, Müslüman ülkelerde Kur'an'ın bir insan hakları ve barış bayrağı olarak değerlendirilmesi de var.

* İnsanın savunulması sadece kuru bir "insan hakları edebiyatı" ile olmuyor, olamaz. Bunun için bütün toplumun ya da toplumun en geniş kesiminin bu konuda hassas olması gerekiyor.

Bu "geniş kesim" içinde tabii ki en önemlisi, güvenlikle ilgili sorumluluk taşıyan kamu görevlileridir.

Türkiye, yaşadığı onca olumsuzluğa rağmen insanın savunulmasında ileri bir aşamaya gelmek durumundadır.

Bunun için de "Türk yaratıcılığı"nın en ilginç örneklerinden biri olan "aydınlık için bir dakika karanlık" eylemini hatırlamalıyız.

Dileriz ki bir daha böyle yöntemler bulmaya da Türk toplumunun ihtiyacı olmayacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR