İnsanca bir düzenin adı

Birçok Bülent Ecevit vardı. 52 yıllık siyasi hayat, coşkun bir nehre benzeyen bir toplumda çok özel bir kişilik yaratmıştı

Haberin Devamı

Birçok Bülent Ecevit vardı. 52 yıllık siyasi hayat, coşkun bir nehre benzeyen bir toplumda çok özel bir kişilik yaratmıştı.

Ülkesi için hayalleri vardı. Bu hayallerin başında da “insanca, hakça bir düzen” sözüyle özetlediği bir uygarlık sıçraması geliyordu.

Ülkesinin azgelişmişlikten kurtulması için hayallerini her zaman canlı tuttu. “Toprak işleyenin, su kullananın” dediğinde, uyuyan toprakları uyandırdı.

Uyanan toprakların nasıl kurtulacağını düşündü. Köy-kent hayalini o zaman kurdu.

Bütün siyasi hayatı boyunca hayallerini kaybetmedi.

***

Güvercin barışçı kişiliğinin simgesi olarak yanında uçtu durdu. Ama konu Kıbrıs olduğu zaman güvercin, akıllı bir şahine dönüşüyordu.

Ülkesi için ileri bir demokrasi hayalini hiç kaybetmedi. Ama bu yolda partisinin, partilerinin “çelik disiplinli” olması gerektiği düşüncesinden de hiç taviz vermedi.

İnsanlara inandı, güvendi. İnancını ve güvenini de ilk yanlışta kaybedecek kadar bir duygusallıkla siyaset yaptı.

İnsan ilişkilerinde duygusal kişiliği hep temel unsur oldu.

Kişiliğinin bütün yönleriyle siyasi etiğin tartışılmaz simgesi oldu. Ama siyasetin en keskin virajları aldığı dönemlerde en ince siyaset oyunlarına başvurmaktan da çekinmedi.

***

Entelektüel kişiliğini şiir yazarak canlı tuttu. Türk toplumu ve tarihi üzerine üretilen düşünce rüzgârları arasında kendine yol aradı. Kemal Tahir’den de etkilendi ve etkilendiğini de hiçbir zaman gizlemedi.

Hep Türkiye’ye özgü bir “sol” aradı. Buna önce “ortanın solu” dedi, bazen “sosyal demokrasi” dedi, sonunda “demokratik sol” adında karar kıldı.

Oyunu yüzde 41’e çıkarttığı CHP’yi, tarihi misyonunu tamamladığına inandığı anda terk edip yeni yollar aramakta bir an tereddüt etmedi.

Son partisinin oy desteği yüzde 1.5’e düştüğü zaman bile küsmedi; siyasete, siyaset yoluyla topluma katkıda bulunmanın bütün yollarını son nefesine kadar denedi.

Bülent Ecevit bir tek kişi değildi. Bir tek kişi olamayacak kadar coşkuluydu.

Türkiye’de “insanca, hakça bir düzen”den her söz edildiğinde onun adı anılacak. İnişli çıkışlı siyasi hayatı, kaybetmediği hayalleri anılacak.

DİĞER YENİ YAZILAR