Güney Kore'nin en büyük ve güçlü işadamlarından biri, belki de en güçlüsü, siyasilere rüşvet verdiği ortaya çıkınca kendisini pencereden aşağıya atıverdi. Bunun anlamını en iyi "insan içine çıkabilecek durumda" olmanın ne olduğunu bilenler, "ayıp"ın ne olduğunu unutmamış olanlar kavrayacaktır. "Ayıp ettim" diye düşünebilmek için "ayıp" kavramını unutmamış olmak gerekiyor. Adam yaya geçidinde çocukların, kadınların üzerine arabasını sürüyor, "ayıp değil mi" diyenlere de gülebiliyor. Adam memur maaşıyla yaşıyor görünüyor ama altında lüks bir otomobil var. Çevredekiler "ayıp değil mi" diyen gözlerle baksalar bile o direksiyona kurulmuş, gidiyor. Adam düpedüz başkalarının parasını çalmış. Ama "yahu ayıp ettik" diye düşünme ihtimali yok, çünkü o, bu hırsızlık faaliyetine "iş" olarak bakıyor. İnsanların içine çıkıyor, kendine "muteber" bir insan süsü veriyor.
Toplum cezalandırmalı
Kendisini insan içine çıkamayacak kadar kötü hissedenlerin, başkalarının bakışlarıyla ne demek istediklerini anlayanların kendilerini aşağıya atmalarına gerek yok. Ama yanlışın hesabını sadece yasalara karşı değil, topluma karşı da vermek zorundalar. Çalışanlarının paralarına el koyup, hakkını isteyenleri kapıdan kovanlara, başkalarının paralarını "cebellezi" etmenin uyanıklık olduğunu düşünenlere toplum tecrit cezası verdiği, verebildiği zaman "ayıp" kavramı da geri gelecektir. Türkiye "ayıpların" çok olduğu, "ne var, herkes böyle yapıyor" diye övünüp gerinenlerin hep ön planda olduğu bir dönem yaşadı. İş hayatı da bu dönemi "ayıp" bilmeden yaşadı, çünkü siyaset "ayıbın" ne olduğunu unutmuştu. İş hayatında kötü örnekler öne çıktıkça siyaset ayıbı biraz daha unuttu.
Bilmek bitirmeye yetmez
Ve tabii ki bunlar toplumun aynası olan medyaya da yansıdı. Medya da "ayıplar" arasında tercih yaptı, "ayıpları" toptan itemedi, "hangisi daha az ayıp" diye aradı. İnsan içine çıkamayacak kadar ayıp etmiş olan insanların; topluma karşı ayıp etmiş, başka insanların haklarını gasbetmiş, kamunun imkânlarını kendisine sunulmuş imkânlar gibi cebine atmış insanların kimler olduklarını aslında herkes biliyor. Ama bilmek bunların tedavülden kalkmasına yetmiyor. Bunun için sadece yasaların işletilmesi değil, toplumsal baskının oluşturulması da gerekiyor. Sivil toplum bu baskıları kurabildiği ölçüde gelişir ve güçlenir. Ayıbı bol bir toplumu ayıbı az ve her ayıbın toplumsal ceza gördüğü bir döneme çekebilmek için "yeter artık" diyenlerin seslerini duyurabilmeleri de şarttır. Açık toplumlarda bunun yolları açıktır, Türkiye'de de açıktır.
İnsan içine çıkabilmek
Güney Kore'nin en büyük ve güçlü işadamlarından biri, belki de en güçlüsü, siyasilere rüşvet verdiği ortaya çıkınca kendisini pencereden aşağıya atıverdi
Haberin Devamı

