Konya'da 11 katlı, 38 daireli bir apartman yıkıldı ve yaşanan bu faciayla bir şey tekrar ortaya çıktı.
* Yasalarımız "insan hayatı"nın korunması gereken en yüce değer olduğu anlayışına göre yapılmamıştır.
Büyük depremde on binlerce insanın ölümüne yol açan müteahhitlerin nasıl bu kadar kolay kurtulduğunu anlayamamıştık. Fıkr-i takipte de istikrarlı olmadığımız için biraz bağırdık çağırdık, sonra unuttuk, başka konulara geçtik.
Müteahhitlerin, mühendislerin, mimarların "pratik" hayatta, eğer isterlerse nasıl denetim dışı kaldıklarını biliyoruz. Denetimle görevli belediyenin ya da kurumun ilgili bölümü ile "anlaşılır" ve denetim atlatılır.
* Sistem, insan hayatını korumak üzerine çalışmaz.
Çünkü insan çoktur. Ama iş yoktur, konut yoktur. Doğru dürüst bina yapacak para yoktur, insanlar ancak tek katlı ya da on katlı gecekondularda yaşayabilir.
* Eğer kurallar tam olarak uygulansa, uzmanların belirttiğine göre İstanbul'daki binaların yaklaşık üçte birine insanların girmesi yasaklamak ve binaları yıkmak zorunludur.
Bu binalarda yaşayanlar da insan hayatini riske etmeye, insan haklarından vazgeçmeye eğilimlidir. Başını sokacak derme çatma bir ev bulamadığı zaman sokakta kalacak, zaten işsiz olduğu için geldiği köyüne kasabasına geri dönecektir.
Kim oldukları belli...
Türkiye nüfus sorununu yaşadığı sürece konut sorunu olacaktır, konut sorunu da insan hayatına değer vermeyen ve küçük rantların egemen olduğu sistemlerle "çözülmeye" (!) devam edecektir.
Sürekli nüfus patlaması halinde yaşayan Türkiye'nin bu sorununa kimse el atamaz.
Demirel "O kadar baraj yaptık yine elektrik yetiştiremiyoruz" demiş, ama meselenin altına hiç yönelmemiştir.
Özal, "Büyük Türkiye", "Anadolu Federasyonu" gibi hayallerin peşinde 100 milyonluk Türkiye'nin en güçlü ülke olacağını bile savunmuştur.
* Böyle büyük bir nüfusa insan haklarına uygun sağlık hizmeti veremiyorsunuz. İnsan haklarına uygun eğitim veremiyorsunuz. İnsan haklarına uygun iş veremiyorsunuz. Tabii ki insan haklarına uygun binalarda oturmalarını da sağlayamazsınız.
O zaman da kanunları gevşetirsiniz ki, "çürük çarık binalar yapılsın, hiç olmazsa insanlar başlarını bir yere soksunlar". Bu kafayla gidersiniz. Sürekli gecekondu afları, kaçak yapı afları bu nedenle çıkar. İnsan hayatını tehlikeye atan binaları affedenler bu binaları yapanları da cezalandıramaz.
* Çünkü asıl cezalandırılması gerekenler meselenin temellerine el atamayan, insan hayatının en yüce değer olduğuna, insanın bütün iyi şeylere hakkı olduğuna inanmayanlardır.
Bunların kim oldukları da ayan beyan bellidir.
İnsan hayatı, insanın hakları
Büyük depremde on binlerce insanın ölümüne yol açan müteahhitlerin nasıl bu kadar kolay kurtulduğunu anlayamamıştık
Haberin Devamı

