İnsan hayatı

Haberin Devamı

Köy-kasaba kültüründe insan hayatının değeri farklı algılanır. “Kader” kavramıyla insan hayatına gerçekte verilen değerin ne kadar zayıf olduğu gizlenmektedir.
Son birkaç günde olanlar, insan hayatının, bırakın “hayat kalitesi”ni, hayatın kendisinin ne kadar değersiz olduğunu gösteriyor.
Kendilerine bir dava savunucusu süsü vermiş olan yaratıklar çoluk çocuk öldürüyor, öldürürken seyrediyor.
Kaçak bir binada küçük kız çocukları kaçak Kuran kursu için toplanıyor ve ölüyorlar.
Başkentin en büyük hastanelerinin birinde on beş günde yeni doğan 27 bebek ölüyor, neden öldüklerini kimse açıklayamıyor.
“Kader” kelimesiyle insan hayatını değersiz kılan bir kültürün diğer canlılarla ve tabiatla ilişkisi de daha farklı olamaz.
Bir yavru ayıyı çivili sopalarla dövüp öldürmeye çalışanlar da aynı kültürün insanlarıdır.
Tarla açmak için, araziye el koymak için ormanları yakanlar da aynı kültürün insanlarıdır.
Tuzla’da 101’inci işçinin ölümünü seyredenler, hâlâ ülkenin en büyük kentinin en büyük iş alanlarından birinde insanların hayatlarını tehlikeye atmadan çalışmasını sağlayacak tedbirleri almayanlar da aynı kültürün insanlarıdır.

***


Bunların hiçbiri “kader” değildir, bunların hepsi insan hayatının değerini bilmeyenlerin yaptığı katliamlardır.
İnsan katliamı, hayvan katliamı, tabiat katliamı...
Küçük kızları çürük çarık bir binaya doldurarak “dini eğitim” vermeye kalkanların, bomba koyarak çocukları öldürenlerden fazla bir farkı yoktur. Her iki durumdakiler de insan hayatını bir “büyük emel” uğruna feda edilebilir gören bir ruh halinin esirleridir.
Töre cinayetlerinde “töre”yi ya da “namus”u hafifletici neden sayan anlayış da aynı ruh haliyle varolabilen bir kültürün parçasıdır.
Türkiye’de çatışma yanlış alanlarda, yanlış platformlarda sürdüğü için asıl çatışma, “devrim”e asıl ihtiyaç bulunan alan hep arkada, hep gizli kalıyor.
İnsanı en büyük değer olarak görmekle öyle görmemek arasındaki büyük ayrım, şu anda bu toplumdaki asıl çelişki alanıdır. Bu alanda “düzenleme” olmadığı, toplumun geniş kesimi “insanın değeri” üzerine kurulu bir hayat anlayışı içinde yaşamadığı sürece de ne düşünce özgürlüğünü anlatma imkânı vardır ne de bebek ve çocuk ölümlerinin “kader” olmadığını...

DİĞER YENİ YAZILAR