Haberin Devamı
Devlet görevlilerinin PKK’nın önemli isimleriyle yaptığı görüşmeleri açıklayanlar belli değil, ama kim olurlarsa olsunlar, umdukları sonucu elde edemediler.
Bekledikleri, kuşkusuz ki kamuoyunun bir kesiminde “infial” denebilecek tepkilerin oluşmasıydı.
Olayın böyle bir infiale yol açmayışının nedeni kamuoyunun önemli kesiminin “bitsin artık” iradesini güçlü bir şekilde benimsemiş olmasıdır. Görüşmenin PKK’nın saldırıları devam ederken açıklanması, açıklayanlar açısından “doğru zamanlama“ gibi görülmüş olmalı.
Bu hesabın tutmamış olmasını sadece hükümet değil, PKK da yasal Kürt siyasetleri de iyi değerlendirmelidir.
Bazen çözüme en uzak gibi görünen bir an, en sıcak ve duyguların yükseldiği an, çözüme en yakın an da olabilir.
Devletle görüşmelere katılan PKK temsilcilerinin üslubuna da dikkat etmek gerekiyor. Kullandıkları dil “çözüm arayışı” dilidir, savaşçı bir örgütün savaşçı dili değildir. Onların da “nasıl olabilir”i bu üslupla aramalarını bir tür “oyun” gibi ele almak yanıltıcı olur.
Ancak “barış dili”nin egemen olması meselesinde önemli bir eksiklik var. Hükümet sözcüleri bir süredir, kapıldıkları klasik “devletçi” dilden kurtulamamışlardır. Mısır’da, Libya’da, Tunus’taki yüksek ve etkili barış-demokrasi dili, konu içerdeki terör olunca farklı ve tepkisel bir dile dönüşüyor.
AKP hükümeti ve Erdoğan, kendi iktidar dönemlerinde onca demokratik gelişme sağlanmasına ve birçok talebin gerçekleşmiş olmasına rağmen terörün devam etmesini kendisine yönelik bir haksızlık gibi görüyor.
Buna karşılık gizli görüşmelerin arkasında siyasi irade olarak durulması çok somut ve açık bir tavırdır.
Barış dili eksikliğinde BDP’nin de oldukça yavaş ilerlediğini söyleyebiliriz. Barış dilinin bütün siyaset alanına egemen olmasını sağlayacak olan iki siyasi aktörden biri hâlâ BDP’dir.
BDP siyaset alanını barış diliyle genişletebildiği zaman görüşmelerin “açık” bölümünün tarafı olmak durumundadır.
Oslo görüşmelerini kayda alan ve açıklayanlar, kendi amaçlarının tersine hayırlı bir iş yapmışlar, hem kamuoyunun tavrının bir kez daha açığa çıkmasını hem de siyasi aktörlerin görevlerini hatırlamalarını sağlamışlardır.

