Yeni Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesine iki hafta kala tartışmalar giderek sertleşiyor.
Bu temel kanunda yıllardır yapılamayan değişiklikleri gerçekleştirmek için yola çıkıldığında hükümete hem muhalefetten hem de kamuoyundan büyük destek gelmişti.
Kanun üzerinde bir süre Meclis Alt Komisyonunda çalışıldı. Sonra da tasan Komisyondan ve Meclis genel kurulundan yıldırım hızıyla geçti.
Herkesin dikkati bu değişikliğin Avrupa Birliği'nden tarih alınacağı zirveye yetişmesine odaklandığından içeriği üzerinde doğru dürüst bir tartışma yapılamadığı doğrudur.
Üstelik araya giren "zina" kavgası, tartışmanın biraz daha "magazin" düzeyine sürüklenmesine de neden olmuştu.
Ve bunların sonucunda yeni TCK'da başta basın özgürlüğü olmak üzere birçok konuda önemli eksikliklerin ve yanlışların bulunduğu ortaya çıktı.
İlgili bütün kesimler bu eksik ve yanlışları kanun çıktıktan sonra fark etmeye başladı.
Örneğin böyle önemli bir meselede katkısı bulunması mutlaka gereken birkaç kişiden biri olan Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, yasayla ilgili eleştirilerini dün, 17 Mart günü, yasanın yürürlüğe girmesine iki hafta kala yazdığı bir yazıyla açıkladı...
Basının görevini yapmasını gerçekten güçleştirecek, gazetecilerin sürekli olarak hapis tehdidi altında çalışmalarına, daha doğrusu çalışamamalarına yol açacak maddeler, getirdikleri sakıncalarla birlikte ayrıntılı olarak açıklanıyor. Basın kuruluşları bu önemli sakıncalara halkın ve ilgililerin dikkatini çekmek için uğraşmaya devam ediyor.
Biraz "zihin açıklığı" yeter
* Bu tartışmaya hükümet tarafından gelen tek "katkı" ise Adalet Bakanı'nın "zamanında neredeydiler" şeklindeki sözleri oldu.
* Uzman hukukçulann bile "zamanında" göremediğini şimdi görmek ve söylemek bunların dikkate alınmaması için gerekçe olamaz.
* Üstelik şu andaki tartışmaların odak noktası olan maddelerin değiştirilmesi de birkaç günlük bir çalışmayla mümkündür. Ayrıca yasanın dili ve tekniğiyle ilgili eleştirilerin dikkate alınması ve gerekenin yapılması için yasanın yürürlük tarihinin ileriye alınması da mümkündür.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarının hayatlarını birinci derecede etkileyecek bir kanunda olumlu yönde değişiklik yapmak mümkünken bunu bir "inatlaşma" konusu yapmanın kimseye faydası yok.
Adalet Bakanlığı uzman hukukçulardan oluşan bir komisyon toplayıp, sorunların en pratik şekilde nasıl giderilebileceğine ilişkin bir görüş ve program hazırlayabilir. Bu programa göre de TCK'nın sakıncalı ve yanlış bulunan maddeleriyle ilgili değişiklikler yapılır.
Buna ne muhalefet karşı çıkar ne kamuoyu ne basın ne de sivil toplum örgütleri.
* Bu, bir siyasi "zihin açıklığı" meselesidir ve hükümetin bu zihin açıklığını göstermesi de en başta kendi yararına olur.
İnatlaşmaya gerek yok
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesine iki hafta kala tartışmalar giderek sertleşiyor
Haberin Devamı

