Önce Gündüz Aktan Radikal'de yazdı, dün de Ertuğrul Özkök Hürriyet'te devam etti. Konu, Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye "imtiyazlı ortaklık" için yarı resmi yoklama girişimi.
Bu fikre göre Türkiye "hemen" imtiyazlı ortak statüsüne alınacak, tam üyeliğin getirdiği birçok avantajdan yararlanacak, buna karşılık Türkiye'nin sıkıntı çektiği birçok konuda da tam üyeliğin gerektirdiği standartlar aranmayacak...
Bu ilk "yoklama"nın içinde yer alan bir başka "kandırma" unsuru da imtiyazlı ortaklık durumunun tam üyelik görüşmelerini engellememesidir. Yani Türkiye Avrupa Birliği'yle imtiyazlı ortağı olarak yakın işbirliğine girerken diğer yanda da tam üyelik görüşmeleri devam edecek!
* Aslında bu formül Ankara'da tereddüt içindeki çok sayıda kişiyi etkileyebilecek nitelikte. Çünkü böyle bir durumda Türkiye'de reform sürecindeki bazı zorlanmalar ortadan kalkacak, daha doğrusu, çok uzun vadeye itelenecektir.
* Böylesi bir rahatlama, Ankara'nın kolayca kapıldığı rehavet eğilimlerine çok uygun düşer. İmtiyazlı ortaklığın getireceği bazı avantajlar halka abartılarak sunulur ve yine "idare-i maslahat" ile yetinilir.
Bu nasıl milliyetçilik?
"Yetinmek" denildiği zaman da hemen o eski deyiş "Bon pour l'Orient" akla geliyor. Yani "Doğu'ya bu kadarı yeter..."
Sömürgeciliğin en belirleyici kavramlarından biri budur. Doğu, yani Yunanistan'dan berisi her zaman "bir altta kalmaya mahkûmdur." Sömürgecilik buna inandı ve kendisini haklı bulmak, haklı çıkarmak için bu "kavram"ı kullandı.
Böyle bir durumu kabul etmek bile gerçek milliyetçiler için en utanç verici durum. Küçük meselelerde, küçük önyargılarla milliyetçilik oynayanların farkı, yani gerçek milliyetçilik ile abuk sabukluk arasındaki temel fark budur.
* Türkiye'nin en üst standartlara hakkı olduğu ve bunu başarabileceği inancı kaybedildiğinde "o" milliyetçilik, kompleksleri gidermek için tırmanışa geçiyor, üste çıkıyor.
"Biz bunu başaramayız" duygusu Ankara'nın genlerinden sökülüp atılmadığı sürece Türkiye'nin işi zorlaşır. Son yarım yüzyıllarını otoriter rejimlerde ve büyük yoksunluklar içinde geçirmiş olan ülkelerin başardığını Türkiye'nin başaramayacağına inanmak gerçek ihanet olur.
* Ankara yeni bir hareketlenme içine girmezse, inançsızlık hem içerde hem dışarıda kemikleşmeye başlar ve eski teklemeler tekrar karşımıza çıkar.
'İmtiyazlı' yoklaması
Önce Gündüz Aktan Radikal'de yazdı, dün de Ertuğrul Özkök Hürriyet'te devam etti. Konu, Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye "imtiyazlı ortaklık" için yarı resmi yoklama girişimi
Haberin Devamı

