İlk sivil anayasa

Haberin Devamı

Şu anda geçerli olan 1982 Anayasası, yapılan çeşitli yama ve rötuşlara rağmen en dar anayasamızdır. Mantığı, bütünüyle sivillerin yine her işi berbat etmesi ve ülkeyi krize sokması ihtimaline karşı tedbirler getirmek üzerine kuruludur.

1982 Anayasası siyasi ya da siyasi olmayan sivillerin ülkeyi her an bölünme aşamasına getirebileceği kuşkusunun bir ürünüdür. Bu ruh halinin de tıpta isimleri vardır.

***


1921 Anayasası’nın mantığı, ulusal kurtuluş savaşının yürütülmesinin hukuki temelini oluşturmaktı.

1924 Anayasası da henüz doğmuş

cumhuriyetin kökleşeceği temelleri atıyordu.

Bundan sonra gelen 1961, 1972, 1982 anayasaları üç askeri müdahalenin ardından, demokratik olarak nitelenemeyecek koşullarda hazırlanmış metinlerdir.

1961 ve 1982 anayasaları her bakımdan birbirine taban tabana zıt oldukları halde ikisi de halkoyuna sunulmuş ve onaylanmıştır.

1961’de anayasa oylanırken askeri yönetim vardı, 1982’de hem askeri yönetim vardı hem de anayasa oylaması öncesinde karşı görüş bildirmek yasaktı.

Bu deneylerin ardından, uzun süredir Türkiye’nin çağdaş bir anayasaya; insan haklarını, vatandaşı koruyacak ve bunun için gerekli hukukî, demokratik güvenceleri sağlayacak bir anayasaya ihtiyacı olduğu defalarca belirtildi.

Turgut Özal, en güçlü döneminde konuya el atmadı, Demirel-İnönü koalisyonu sırasında konuşuldu ama bir kenara bırakıldı.

Türkiye’nin gerçek bir anayasaya sahip olmasının zamanı gelmiş geçmiştir. Buradaki “gerçek” sözcüğü. vatandaşın korunması, kollanması anlamını karşılamaktadır.

***


AKP’nin bir grup bilim adamına hazırlattığı anayasa taslağıyla ilgili olarak son günlerde çok değişik iddialar ortaya atıldı. Yine aynı meseleye döndük: AKP’nin bu anayasaya ülkeyi İslamcı kurallara götürebilecek bazı “sıkıştırmalar” yapabileceğini düşünenler, ortaya herhangi bir metin çıkmadan uyarılarını sıralamaya başladı.

AKP iktidarı boyunca da böyle olmaya devam edecektir. Ancak bu seslerin daha da büyümesi ya da duyulmaz hale gelmesi, yine AKP’nin icraatlarına bağlıdır.

Bu icraatların ilki ve en önemlilerinden biri de çok partili demokrasiye geçtiğimizden bu yana ilk “sivil” anayasanın hazırlanmasıdır.

Yeni anayasanın sivilliğini tartışmaların düzeyi ve katkıların boyutu da belirleyecektir. Ancak bunun tarihi bir fırsat olduğunu, tartışmaya katkıda bulunmak isteyen ve onları izleyen herkes bilmelidir. Yeni anayasa hem AKP’nin hem Gül-Erdoğan ikilisinin ilk büyük sınavıdır. Onların bu sınavdan başarıyla çıkmaları için de yeni anayasa çok sağlıklı ve önyargısız şekilde tartışılmalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR