İlk gezi

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Gül’ün ilk yurt gezisini Güneydoğu’ya yapması yeni bir açılım beklentisini getiriyor.

DTP’nin Meclis’e girmesi ve grup kurmasıyla birlikte iki taraflı beklentiler doğal olarak arttı. Gül’ün ilk gezisini de bir işaret olarak görmek gerekir.

Kürt sorunu ve terörün kaynaklarının kurutulmasıyla ilgili yeni siyaset geliştirme çabaları bugüne kadar hep yarıda kaldı ya da ikinci bir adım atılamadan terk edildi.

Bunun nedenlerinden biri, halen Kürt sorunu ile ilgili her türlü yeni adıma ilişkin güvensizliklerin sürmesidir.

Meseleye “kürt sorunu yoktur sadece terör sorunu vardır” cümlesiyle özetlenebilecek bir açıdan bakanların etkisi devam ediyor.

Ancak bu olumsuz etkinin hüküm sürmesinin sorumluluğunu taşıyanlar sadece Ankara’daki dar ufuklu çevreler değildir. Kürt kökenli vatandaşlarımızı temsil ettiklerini ve onların taleplerini dile getirdiklerini söyleyen siyasiler de sürekli olarak çıkmaz sokaklara girilmesinin sorumluları arasındadır.

DTP’li milletvekillerinin son günlerdeki beyanları, o kesimin de önemli bir zihniyet değişiminden uzak olduğunu gösteriyor.

***


“Savaşçı” zihniyet bugüne kadar Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki ciddi engellerden birisini oluşturmuş, “biraz demokrasi”yi yeterli görenlerin ellerini güçlendirmiştir.

DTP’li vekillerin ve belediye başkanlarının dillerini tutamamalarının, ikide bir tepki çeken beyanlarda bulunmalarının kimseye bir faydası olmadığını önce kendilerinin görmesi gerekir.

Onlara oy vermiş kesimden ve radikal çevrelerden “Meclis’e girdiniz, yumuşadınız” eleştirisi almaları dolayısıyla “biz değişmedik” izlenimi verecek konuşmalar yapılması, hiçbir zaman yarar sağlamayacak küçük ve anlamsız siyasi ayak oyunlarının örnekleridir.

***


Cumhurbaşkanı Gül, ülkenin en önemli meselesiyle ilgili bir mesaj vermek için ilk gezisini Güneydoğu’ya yaparken bir DTP’linin çıkıp “başkomutan olarak mı geliyor yoksa cumhurun başkanı olarak mı geliyor” gibi bir soru sorması sadece o soruyu soranın kafasının takılmışlığını gösterir. Böyle sorularla güvensizlikleri kışkırtmak akılcı bir siyaset değil, tam tersine, kendi tabanının en radikal unsurlarından alkış almaktan başka amacı olamayacak bir ufuksuzluğun ürünüdür.

Küçük köylü siyasetleriyle kürt meselesinin çözülemeyeceğini öncelikle onların görmesi gerekir.

Ve de “onlar bizim kardeşlerimiz” diyenler birinci görevlerinin, o “kardeşlerinin” dağdan inmelerini sağlamak olduğunu göremezlerse her şeye rağmen sağlanan demokratik gelişmelerin tıkanmasına yol açacaklarının farkına varmak zorundadırlar.

Demokrasinin gelişmesi, önce eski köylü zihniyetinin değişmesi ve etkisinin giderilmesiyle mümkündür. DTP’liler de bunu iyi anlamalıdır ve gereklerini yerine getirmek için cesaret göstermeye hazırlanmalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR