İlk adım atılmıştır

Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır gezisinin öncesine ve sonrasına ilişkin iki ana yorum var. Birincisi bütün muhalefet partilerinin olumsuz tepkileri

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır gezisinin öncesine ve sonrasına ilişkin iki ana yorum var. Birincisi bütün muhalefet partilerinin olumsuz tepkileri. Ne yazık ki bunların tümü hemen hemen aynı kaynaktan çıkmış gibi. Muhalefet partileri böyle önemli bir sorunda atılmış adımları, kendi küçük siyasi hesaplarıyla yorumlayarak tepki gösterdi.

ikinci tür yorumlarda ise, Erdoğan'ın biraz daha fazla "açılması" gerektiği savunuldu. Örneğin "tek bayrak tek devlet" vurgusunu fazla bulanlar oldu.

Erdoğan'ın "tek bayrak tek devlet" kavramını aralara sıkıştırmayıp net olarak söylemesi doğrudur.

Bugünkü hedef, silahların bırakılması ve daha ileri bir demokrasidir. Bütün demokratik açılımları ileride Türkiye'nin parçalanması ya da bir konfederasyon fikrinin olgunlaştırılması için kullanmak isteyenlere önceden cevap verilmesi de doğrudur.

İkinci adım...
Hükümetin, sivil toplumun desteğiyle attığı bu adımın karşılığının "diğer taraftan gelmesi gerekiyor. Bu bir pazarlık süreci değildir, iyi niyetli ve herkesin iyiliğini isteyen bir siyasetin hep birlikte işlenmesi sürecidir.

Bu aşamada, kendilerini Kürt kökenli Türk vatandaşlarının temsilcisi olarak görenlerden "karşı adımı" atmaları beklenir. Bunun da ne olduğu belli ama tekrarlayalım: PKK'ya ve dağda bulunan herkese silah bırakma çağrısı.

Ancak bu çağrı yapıldıktan ve sonuç alındıktan sonra Ankara'dan yeni adımlar beklenebilir.

Kürtlerin temsilcisi olarak konuşanların dile getirdikleri bir "genel af" konusu var. Bu affın ilk adımları daha önce defalarca atıldı ancak karşılık bulmadı. PKK'nın Güneydoğu'daki hakimiyeti bu girişimleri sonuçsuz bıraktı.

Güneydoğu'daki yerel yönetimler, PKK denetiminden çıkma sürecinin başladığının işaretlerini bir süredir veriyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir dünkü Milliyet'te Derya Sazak ile yaptığı konuşmada bundan sonraki adımın "silahların susması" olduğunu açıkça söyledi.

Bunun arkası, bölgedeki bütün DEHAP'h belediye başkanlarının bir araya gelip bu çağrıyı tekrarlamaları olabilir. PKK ya buna şiddeti yoğunlaştırarak cevap verir ya da halkın taleplerini dikkate alır. Barışçı bir geçişin yolu da çok açık ki ikinci ihtimalden geçiyor.

Osman Baydemir, Diyarbakır halkını temsil ettiğini elbette savunabilir ve haklıdır. Çünkü bir önseçimden geçmiş ve büyük bir oy çoğunluğuyla seçilmiştir.

Bu durum karşısında olumsuz tavır alanlar, hâlâ eski dönemin kavramlarını kullanıyor ve öfkeleri kışkırtıyorlar. Bunun Türk halkının geleceği için en büyük kötülük olduğunu göremeyen körler her iki tarafta da var.

O kişileri susturacak olan da bu sürecin sağlıklı biçimde ilerlemesidir. Tabii ki geniş kesimlerin katkısı ve desteğiyle. Çünkü bu bir AKP siyaseti değildir. Bir ülkenin geleceğini kazanma siyasetidir.

DİĞER YENİ YAZILAR