İktidara hazırlanan parti mi?

Haberin Devamı

CHP yöneticisi yanılıyor. Onların iç işlerini basın halk adına izliyor. İktidara aday olduğunu ilan eden siyasi partinin kendisini yönetip yönetemediğini izliyor.
Baykal döneminin sona ermesiyle birlikte, önce CHP örgütünün onun ardından CHP’lilerin önemli bir kesiminin, partinin eski politikalarından, Baykal’ın partiyi yönetme ve siyaset yapma tarzından memnun olmadığı ortaya çıktı.
Bu yüzden Kılıçdaroğlu ciddi bir ilgi ve heyecan yarattı. Akıllarda bir umut olarak şu soru yer aldı: Kılıçdaroğlu ile CHP daha etkili ve üretken politikalara yönelip iktidar olabilir mi? Sadece Baykal’ın gidişinin bile kendi başına bir umut ışığı olduğunu düşünenler sevinçlerini belirttiler.
CHP Kurultayı tam üç hafta önce yapıldı. İlk keyifsiz soru işaretleri, diğer umut dolu sesler tarafından batırılmış olsa da Kurultay’ın ikinci günü ortaya çıktı. Yıllardır Baykal ile birlikte CHP’nin bütün politikalarında payı olan Genel Sekreter Önder Sav’ın yerini koruması ve önceki dönemde birlikte çalıştığı birçok ismin yönetimde kalması ilk bulantıyı yarattı. İlk sorular soruldu: Acaba Kılıçdaroğlu önde görünecek de direksiyon Sav ve ekibinin elinde mi kalacak? İyimser olanlar “bu bir geçiş dönemidir, bunlar kabul edilebilir” diyerek sorunun üzerinde pek durmadı...


***


Yeni yönetim oluşurken Gürsel Tekin adının ciddi bir “sıkıntı” kaynağı olarak ortaya çıkması tesadüf değildir. Tekin, ülkenin beşte biri olan, seçim sonuçlarını belirleyen İstanbul’da CHP örgütünü canlandırmış, yerel seçimde Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP’nin ülke genelindeki oyunun üzerine çıkarmış isim olarak tanındı, izlendi.
İstanbul il başkanlığı bütün siyasi partilerde en önemli görev yerlerinden biridir. Gürsel Tekin’in daha merkezi bir görev istemiş olması da mümkündür. Ama CHP’nin gelenek haline gelmiş oyunları içinde, ki bu oyunlarda kimlerin usta olduğunu CHP’liler bilir, Tekin hem il başkanlığından ayrıldı hem de merkez yönetimine giremedi. Partinin 8’inci, 9’uncu etkili kişisiydi, parti meclisindeki 80 kişiden biri oldu.

Gürsel Tekin’in İstanbul İl Başkanı olarak kalmasının mı, yoksa merkezde yine etkili bir görev almasının mı partiye daha fazla yarar sağlayacağını CHP’nin yetkili kişileri tartışır ve kararı verir.

Karar, “rakip harcamak” güdüsüyle verilmiş ise de bunun hesabı parti örgütlerine, yetkili kurullara verilir.


***


Kurultay’dan üç hafta sonra Gürsel Tekin meselesini halletmeyi becerememiş olan CHP’nin yeni ve eskiden kalma yöneticileri “iktidar yürüyüşü” içinde olduklarını düşünürlerse yanılırlar. Böyle bir meseleyi, üç hafta önce parti yararına karara bağlayıp çözememiş olan siyasi grubunun Türkiye’yi yönetmeye, bu haliyle talip olması biraz fazla iyimserliktir. Çünkü bu olay tek başına bile CHP’de eski alışkanlıkların egemen olduğunun kanıtıdır. Aslında sorun İstanbul İl Başkanlığı’na Şimşek’in atanması ile çözülmüş de değildir. Tekin’in parti meclisinin ilk toplantısında merkez yönetimine seçileceğinin de güvencesi yoktur.

CHP’nin iç işleri CHP’nin Türkiye’yi yönetme iradesinin ve yeteneğinin birinci göstergesidir. Bu yüzden basın ve Türk halkı CHP’nin iç sorunlarıyla ilgileniyor, bunları nasıl çözdüğünü ve ne yönde değiştiğini, o değişimle iktidar adayı olup olamayacağını izliyor.

DİĞER YENİ YAZILAR