İktıdara Hazır

Ankara- AKP genel merkez binasına yaklaşınca, tabelasında bakmadan bu partinin iktidara geldiğini anlamak mümkün.

Haberin Devamı

Ankara- AKP genel merkez binasına yaklaşınca, tabelasında bakmadan bu partinin iktidara geldiğini
anlamak mümkün. Bina çevresinde mevzilenmiş naklen yayın otoları, kıpır kıpır bir muhabir ordusu, kutlama için gelmiş vatandaşlar, kutlama çiçekleri, birbiriyle kucaklaşan insanlar; kapılardan giren çıkan, merdivenlerde inip tırmanan insanlar; ellerinde kağıtlarla, dosyalarla yürüyen insanlar. Herkesin yüzünde keyifli bir gülümseme...

Fiili başbakan durumunda

Tayyip Erdoğan sigara içmiyor, yardımcıları da yanında içmiyor. Binanın hiçbir köşesinden sigara kokusu gelmiyor.
Erdoğan ile, başbakan adayının belirleneceği toplantıların ilkinin öncesinde konuştuk. Bütün binada, bütün insanlarda görülen rahatlamışlık Erdoğan'da biraz daha da belirgin. Seçim öncesinde, hatta seçim gecesinde gerginliğini zaman zaman açığa vuran Erdoğan artık rahatlamış, ne yapacağını bilen, kafasında planları hazır "fiili başbakan" olarak konuşuyor.
Erdoğan "yasaklı", milletvekili adayı olamadı, genel başkanlıktan da bir süre resmen ayrı kalacak ama Türkiye'yi yönetecek.
Bu durum, Avrupa Birliği'ne ilişkin öncelikli adımlarla birleşince AKP iktidarının önceliği de kaçınılmaz olarak "demokrasi" sorunları oluyor. Erdoğan da Türk halkının AB üyeliğini birçok Avrupa ülkesinden daha fazla istediğinden, halkın yüzde 80'inin bu hedefi desteklediğinden yola çıkarak birinci önceliği belirliyor.
Bu hedef için üç adımı herkes biliyor: İşkence konusunda kalıcı önlemlerin alınması, düşünce ve fikrin her türlüsünün suç olmaktan çıkarılması, siyasetin bütün yasaklardan arınması.
Bu adımlarla birlikte AB'nin Türkiye'den beklediği son adımlar atılacak ve Tayyip Erdoğan'ın resmen başbakan olmasının yolu da açılacak.

Çelişme olasılığı düşük

Erdoğan'ın koyduğu ilk hedefler ve demokrasi adımları, herhangi bir merkez partisinin hedeflerinden farklı değil. Benzer hedefler zaten CHP'nin programında da seçim bildirgesinde de yer alıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Meclis'teki iki partinin arasında önemli bir "tenakuz" çıkması ihtimali oldukça düşük.
AB için birlikte çalışacaklarını ilan eden Erdoğan ile Baykal'ın diğer konularda da anlaşarak demokratikleşme adımlarını hızlandırmaları doğal olacaktır.
Tayyip Erdoğan'ın tartışmaya açmak istediği seçim sistemi değişikliği şu anda Meclis dışında kalmış partilerden de destek alabilir. AKP'nin önereceği sistemde yüzde l oy alan bir parti bile Meclis'e bir temsilci gönderebilecek, grup kurmak için gereken sayı azaltılacağı için de Mec-lis'te önemli bir "çokseslilik" sağlanacaktır.

Toplumun desteğini alır

AKP'nin seçimden aylar önce birinci parti ilan edilmesinin, parti kadrosunun çeşitli konularda zihni hazırlık yapmasına yaradığı görünüyor. Tabii ki, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne verdiği "ulusal belge"deki taahhütlere bakıldığı zaman, yapılması gerekenleri bütün açıklığıyla görüyoruz. AKP ve CHP'nin bu konularda görüş ve hedef birliği içinde olmaları da Meclis'in çalışmalarını hem kolaylaştıracak hem hızlandıracaktır.
Erdoğan'ın, Avrupa Birliği konusunda Mesut Yılmaz'in önemli çalışmalar yaptığını ve ilişkiler kurduğunu belirtmesi ve bundan sonraki çalışmalarda Yılmaz'ın katkısını isteyeceklerini söylemesi de siyasette çoktandır unuttuğumuz farklı bir tarzdır.
Aynı şekilde, özellikle Türk cumhuriyetlerinde büyük etkinliği bulunan eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in devreye sokulması da herkes için çok yararlı bir yaklaşım olacaktır.
Erdoğan'ın birkaç gündür TV'lerde ve dün de bize anlattığı proje ve çalışmalara toplumdan sadece destek gelir. Yeter ki vaadedilen hızla bu işlere girişilsin.
Türkiye'de birçok iktidarın ilk günlerini hatırlayanlar yine de bir "rezerv" koyuyor: İlk heyecan böyle başlar, sonra koltuk hemen ısıtır, demokrasi de yine başka bahara kalır... Erdoğan "Böyle olmayacak, samimiyetimizi bütün ülke görecek" diyor.

DİĞER YENİ YAZILAR