Sigara iyi bir şey değildir. Bazı yiyecek maddeleri de sağlık bakımından risklidir. Alkollü olmayan bazı içeceklerin zararları da belirlenmiştir. Motorlu taşıtların egzoz gazları şehir merkezlerinin havasını zehirliyor. Zehirlenmiş hava, suyu ve bitkileri de zehirliyor.
Başka? Bütün ülke silah dolu, şuna sevinen, buna üzülen, kafası bozulan silahını çekip adam vuruyor; çocuklar evlerinin balkonunda vurulup ölüyor, vatanını ve insanını pek sevdiğini söyleyen zevat, silahları toplamaya kalkışacak cesareti gösteremiyor.
O silahların kaç kişiyi yaraladığının, öldürdüğünün doğru dürüst istatistiği bile tutulmuyor.
Trafik kazalarında “ölü” hanesine sadece o an ölenler yazılıyor, sonradan ölenler “yaralı” hanesinde kalıyor ki trafik kıyımının boyutları biraz da olsa gizlensin...
Çernobil nükleer kazasının etkileri hâlâ devam ediyor, o sırada höpürdeterek çay içen bakan unutuldu gitti, kimse ona hesap sormadı. Yakınlarını kaybedenler bile bu bakanın peşine düşmedi.
Ne yazık ki iki yüzlülük, toplumumuzda sigaradan daha büyük ve köklü bir sorun. Sigara yasağının bizzat kendisi de bu iki yüzlülüğün açık bir örneği.
Sigara meselesinin ortaya çıkardığı iki yüzlülük o boyutta ki, bu yasağın olduğu ülkelerde kimsenin aklına gelmeyecek yasaklar bile uygulanıyor.
Televizyonda her türlü sigara görüntüsü buzlanıyor, sinema tarihinin klasikleri bile buzlu buzlu sansürle izleniyor.
Öyle bir iki yüzlülük ki kendisinin ne kadar gülünç olduğunu, nargile kafelerine sigara yasağı getirerek itiraf ediyor.
Sigara yasağının İspanya, Yunanistan gibi ülkelerde olduğu gibi makul şekilde uygulanmasına direnenlerin şarap üreticilerine öldüren vergiler koyduğunu; işini düzgün yapan, çalışanı sigortalı, vergisini ödeyen, turizm belgesi dolayısıyla sürekli denetlenen lokantalara vergi zammı bindirdiğini görünce insanın aklına ister istemez başka şeyler, kırmızı noktalı mahalle hevesleri geliyor.
Vergi zammı görmüş düzgün lokantalarda dünyanın en pahalı şarabını içmek, bu lokantalara giderken dünyanın en pahalı benzinini kullanmak yerine insanlar evlerinde birer kadehini sigarasıyla içer, ortada görünmezler; böylece bir araya gelip sohbet etmeleri imkânı azalır. Evine kapatılmış bir toplum zararsız bir toplumdur. Böyle bir toplumun başında olmak da büyük keyiftir, hele ki bu toplum, hüküm süren iki yüzlülüklere aldırmadan kendisine her söyleneni yapıyorsa...
Not:
Bu yazıya bakılarak sigaranın hiç zararı olmadığını düşündüğümüz sanılmasın. Tabii ki çocuklar ve içmeyenler asla sigara dumanına maruz kalmasın; gençler mümkün olduğu kadar sigaradan uzak tutulsun, kamu binaları tümüyle sigaraya kapansın, kahvehane, lokanta, bar gibi mekânlar seçimini yapsın, insanlar da istedikleri yere gitsin. İsterlerse zehirlenerek keyif çatsınlar, isterlerse en sağlıklı şekilde. Zaman zaman da birbirlerini görmek istiyorlarsa sigara içilen mekâna gidip kendi istek ve bilinçleriyle dumana tahammül etsinler ya da etmesinler.
Bu arada Tayip Erdoğan’ın sigarayı kendi kişisel meselesi yaptığı da söyleniyor. Aman yapmasın! Yeni anayasayı kişisel meselesi yaptı, Türkiye çağdaş bir anayasaya kavuşamadı, ekonomik krizi kişisel meselesi yaptı, kriz teğet geçmek bir yana toplumu perişan etmeye devam ediyor.
Lütfen sigarayı kişisel meselesi yapmasın.

