Türk halkının geleceğiyle ilgili sorumluluk taşıdığını hissedenler için iki sınav var, iki vicdan sınavı. Bunlardan biri Hrant Dink cinayetinin bütün gerçekleriyle aydınlatılması, diğeri de 30 yıl öncesine kadar giden ve bugün adı “Ergenekon” konulmuş olan oluşumun tüm yönleriyle gün ışığına çıkarılması.
Şu anda her ikisiyle ilgili davalar sürüyor, ancak her ikisi için de bazı kuşkular ortaya çıkıyor.
Hrant Dink davasında, son olarak Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu da birçok yetkilinin “ihmal”ini ortaya koydu. “İhmal”de üst düzey kamu görevlilerinin adı geçiyor ve buradaki vahim soru, durumun sadece “ihmal” mi, yoksa “ihmal”den ötede mi olduğu.
Bu sorunun cevabının verilmesinin bazı “güçler” tarafından engellenmeye çalışıldığı izlenimi de bizzat Başbakanlık raporunda “ima” ediliyor.
Ergenekon davasının da, kimi çevrelerce bazı hesapları görme amacıyla kullanılması çabalarının engellenmesi gerekiyor. Bu yoldaki girişimlere artık bir son verilmelidir.
Çünkü bu dava son 30 yıldaki birçok karanlık olayı aydınlatmak ve bunların tam anlamıyla tarihe gömülmesini sağlamak zorundadır.
Önce iddianamedeki anlaşılması zor unsurlar, daha sonra da “bol kepçe” giden gözaltılar kamuoyu nezdinde davayla ilgili kuşkular yaratmaya devam ediyor. AKP’ye karşıt çevrelerin bu davanın sadece “Atatürkçü kesimi susturmak” amaçlı olduğu yolundaki iddiaları da belli bir kesimde etkili oluyor. Örneğin ilk yakalanan el bombalarının imha edilmesi kararı kim tarafından ve nasıl verilmiştir? Bu kadar önemli bir davayı başlatan ilk kanıtların yok edilmesinde de “ihmal” ya da aymazlıktan öteye bir durum olup olmadığı da ortaya çıkarılmalıdır.
Hiçbir ülkenin geçmişi sadece “şanlı” olaylardan ibaret değildir. Her ülke tarihinin çeşitli dönemlerinde büyük iniş çıkışlar yaşamış, vicdanları yaralayan olaylara sahne olmuştur. Önemli olan geçmişle hesaplaşmanın, gerçek bir vicdan temizliğinin sağlanmasıdır. Bunun için de her şey açık açık konuşulmalı, sorgulanmalıdır.
Dünya uzun süredir “kol kırılır yen içinde kalır” dünyası olmaktan çıktı. Ülkeleri, devletleri, halkları başkaları gözünde itibarlı kılan en önemli unsurlardan biri de kendi geçmişlerine çağdaş bir bilinçle bakabilmeleridir.
Hrant Dink cinayeti ve Ergenekon davaları bunun için önemli birer köşe taşı niteliğindedir. Ülkenin sorumluluğunu taşıyan resmi ya da sivil herkes, bu vicdan temizlenmesine katkıda bulunmak zorundadır.
Erken bir düzeltme
VATAN’ın cumartesi ve pazar eklerinin yöneticisi Güney Öztürk bize de yeni görevler verdi. İlk olarak bugünkü “Bizim Kahve” ekinde bir kitap köşesi yazmaya başladık. Ancak ilk gün bir eksiğimiz ve bir yanlışımız olmuş, sözünü ettiğimiz üç kitabın ikisinin yayınevleriyle ilgili bilgi eksik kalmış, birinde de başka bir kitabın kapağı yer almış.
“İnsanlık Tarihinin En Kötü Kararları” adlı kitap Caretta tarafından yayınlanmıştır. Yazıda sözü geçen Komünist Manifesto ise Celal Üster-Nur Deriş çevirisinin Can Yayınları tarafından yapılan 2008 baskısıdır.

