Aldığım ilk rüşvet teklifi haber kullanmakla ilgiliydi. Türkiye’de banker faciasının ardından garip bir tefecilik dalgası başlamıştı. Tam bu dönemlerde biz de Cumhuriyet’te ekonomi sayfası başlatmıştık. Yıllardır istihbarat servisinde çalışan bir arkadaşımız sıklıkla bana bankerlik haberleri getiriyor, ben de ekonomi sayfasında bunları yayınlıyordum. Ama haberlerin sayısı çoğalınca bende de bazı kuşkular uyandı. Bana yapılan ikinci rüşvet teklifi ise birincisinin aksine haber yapmamakla ilgili oldu...
Liberal ekonominin Türkiye’ye getirilişi sürecinde ilk büyük kriz banker faciası oldu. Bankerlik şirketleri battı, insanların tasarrufları buharlaştı.
Faciaya gelinmeden önce, kısıtlı bir sermaye piyasası için ilk hareketler başladığında faizler yüksekti. Ardı ardına kurulmaya başlayan şirketler giderek faizleri daha da artırıp insanların tasarruflarını toplamaya girişti. Sonuç, garip bir tefecilik sistemi oldu.
Bu dalganın yeni başladığı günlerde Cumhuriyet’te bir ekonomi sayfası başlatmıştık. Yeni örgütlendiğimiz için ekonomiyle ilgili haberleri bir araya toplayarak sayfayı geliştirmeye ve ekonomi bölümü kurmaya çalışıyorduk. O günlerde bu yeni bankerlik şirketlerinin güven duygusu yaratmaları için gazetelerde çıkacak haberler önemliydi. Galiba biz de bu durumun pek farkında değildik. Yıllardır Cumhuriyet istihbarat servisinde çalışan bir arkadaşımız iki üç gün arayla bana bir bankerlik şirketine ait haber getiriyor, ben de ekonomi sayfasındaki özel haberleri çoğaltmak adına bunların sayfaya girmesini istiyordum.
Bir süre sonra o arkadaş neredeyse her gün haber getirir oldu, bende de bazı kuşkular uyandı.
Türkiye küçük bir ülke. Bir arkadaşım, bu bankerlik şirketlerinden birinin yetkilisiyle bir yemekte birlikte olmuş, o hanım ilerleyen saatlerde bizim gazetede çıkan haberin boyuna göre birisine para ödendiğini söylemiş.
Bu mide bulandırıcı durum karşısında ilk tepkim o arkadaşın getirdiği haberleri anında çöpe atmak oldu.
Birkaç gün sonra o arkadaş geldi ve özel olarak konuşmak istediğini söyledi. Üst kattaki odaya çıktık, kapıyı kapattık. Ve arkadaş teklifini anlattı.
Bu bankerlik işi gelişecekti, çok büyük paralar söz konusu olacaktı, kendisi uygun ilişkiler kurmuştu, eğer işbirliği yaparsak acayip paralar kazanabilirdik...
Birkaç dakika dinledikten sonra ağzımdan iki malum kelime döküldü ve arkadaş hemen odayı ve binayı terk etti, bir daha da gazeteye gelmedi.
Bedava villi sahibi olacaktım
Aldığım bu ilk rüşvet teklifi, haber kullanmakla ilgiliydi. İkinci rüşvet teklifi ise tam tersi bir amaçla, yani haber yapmamakla ilgili oldu.
Turgut Özal ile birlikte, her siyasi iktidar döneminde olduğu gibi bir “çevre” gelişmiş, yeni zenginler ortaya çıkmaya başlamıştı. Ekonomideki gelişmeler parayı bollaştırdığı gibi hırslı kişilere de yeni yollar açmıştı.
Bir gün falanca kooperatifin iki yöneticisi randevu alıp geldi. Boğaz’ın en güzel yerlerinden birinde villalar yapmak üzere bir kooperatif kurulmuştu, villalar şöyle olacaktı böyle olacaktı, daha şimdiden kooperatife birçok ünlü isim katılmıştı. Biraz dinledim, sonra bunları bana neden anlattıklarını sordum. Beni de kooperatife üye yapmak istiyorlarmış, ama kendi gelirimle az önce anlattıkları villalardan birini edinmeyi rüyamda bile göremezdim. Kooperatife katılmak için maddi durumumun uygun olmadığını söyledim, teşekkür ettim.
Kooperatifçilerden biri atıldı: Benim böyle paraları ödeyemeyeceğimi tabii ki biliyorlardı, ama bir çözüm bulmuşlardı, kooperatifin denetim kurulu başkanı olacak ve aylık alacaktım, bu aylık da üyenin her ay ödemesi gereken miktar olacaktı. Kısaca bedava villa sahibi olacaktım.
Onlara da hemen çıkmalarını söyledim. Hık mık ettiler, gittiler. Sonra olay ortaya çıktı, villaların yapılacağı alan sorunluydu, buraya inşaat yapılması zaten yasal değildi, ağaçlar kesilecek, özetle bütün kanunlar çiğnenecekti. Kooperatifçiler güçlükleri aşmanın yolunu her gazeteden bir üst düzey yöneticiyi özel koşullarla üye yapmakta bulmuşlardı.
İzleyen yıllarda bu kooperatif, villaları ve üyeleriyle çok konuşuldu. Sonunda 1989’da Nurettin Sözen İstanbul Belediye Başkanı olunca villaları yıktırdı. Halen yarı yıkılmış villalar her bakımdan bir çirkinlik abidesi olarak İstanbul Boğazı’nın güzel bir köşesinde duruyor.
İki rüşvet teklifi
Haberin Devamı

