İki ileri bir geri

En büyük modernleşme projesinin ilk adımını attık ve durduk. Dışarıdan bakanlar, bir yıl önce Türkiye'deki değişimi öve öve bitiremiyordu

Haberin Devamı

En büyük modernleşme projesinin ilk adımını attık ve durduk. Dışarıdan bakanlar, bir yıl önce Türkiye'deki değişimi öve öve bitiremiyordu.

Sonra ne olduysa oldu ve geri adımlara geçildi. Karikatür işlerine takıldık, papaz cinayeti işlendi, Maliye Bakanı ve onun savunulması bütün gündemi doldurdu.

Bu arada haftalarca futbol konuşuldu, İsviçre maçı rezaleti tartışıldı.

Dünya kamuoyu Türkiye adını hep bu olaylarla, Ermeni konferansı rezaletiyle, Orhan Pamuk, Hrant Dink davalarıyla gördü.

Bunlarla meşgul olan ve edilen Türk kamuoyu da bir süredir "Avrupa Birliği yolunda neredeyiz" sorusunu sormayı unuttu. Oysa bir yıl önce her tartışma bu ana sorunun çevresinde ortaya çıkıyor ve ana meseleye bağlanarak konuşuluyordu.

Bugünkü gündemin ana maddeleri hep kısır çekişme konularından oluşuyor. Maliye Bakanı ile ilgili tartışma da, İstanbul'un trafik sorunuyla ilgili tartışma da aynı kısır döngüler içinde ve karşıdakini dinlemek değil, bağırmak şeklinde yürütülüyor.

Abesle iştigalin sonucu
Hükümet Avrupa Birliği konusunda hangi aşamada olduğumuzu, yakın ve orta dönemde yapılması gereken "ev ödevlerini" halka anlatmak ve halktan destek istemek durumundadır.

Halkı, sivil toplum örgütlerini, siyasi partileri, yerel yönetimleri ana hedeflere katkıda bulunmaya çağırmalı ve bu en önemli çabaya katılmaları için zorlamalıdır.

Günlük sorunlara, tıkız tartışmalara takılmış, kendi kendini bunaltan bir hükümet görüntüsüyle asıl sorunlara dönüş zordur.

Avrupa Birliği yolundaki duraksamadan en fazla memnun olanlar kuşkusuz Avrupa'daki Türkiye karşıtı gruplar. Türkiye'nin "bekleme" konumu, onların görüşmeleri olabildiğince uzatma planlarına uygun düşüyor. Türkiye'deki her olumsuz gelişme onların ekmeğine yağ sürüyor.

Son bir yıl, birçok bakımdan ve Avrupa Birliği hedefi açısından "kaybedilmiş" zamanlar listesine eklenecektir.

İleriye doğru iki hızlı adım attıktan sonra bir adım geriye gitmek ne zorunluluktur ne de kader.

Bu geri adım sadece Ankara'nın pusulasını kaybetmesinin, ana hedefleri unutup "abesle iştigal" etmesinin doğal sonucudur. Olayların gerisinde kalan hükümetin ülkenin şu anda en fazla ihtiyacı olan dinamizmi tekrar kazanması için "zihniyetlerde" bir ince ayar yapılması gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR