İki ekmek, çok yorum

Hükümdarın biri emir vermişti, her gün sarayın önünde yoksullara ekmek dağıtılıyordu. Hükümdar da her gün kafesli bir pencerenin arkasına geçip ekmek almaya gelenleri ve tepkilerini izliyordu

Haberin Devamı

Hükümdarın biri emir vermişti, her gün sarayın önünde yoksullara ekmek dağıtılıyordu. Hükümdar da her gün kafesli bir pencerenin arkasına geçip ekmek almaya gelenleri ve tepkilerini izliyordu.

Bir gün ekmekçisine talimat verdi:

"Farklı iki ekmek yapacaksın. Biri tuzsuz bir ekmek olacak, diğerinin içine ise bu altınları koyacaksın. Sonra ekmek dağıtırken iki kişi seçeceksin. Değerli bulduğun birine içi altın dolu ekmeği, en değersiz bulduğuna da tuzsuz ekmeği vereceksin."

Ekmekçi hükümdarın söylediğini yaptı, ekmekleri hazırladı. Kapının önüne çıktığında iki kişi duruyordu. Kılığından anlaşıldığına göre bunlardan biri din adamıydı; başında yeşil sarığı, elinde tespihi vardı. Diğeri ise üstü başı dökülen yaşlı bir adamdı.

İçi altın dolu ekmeği din adamı olduğunu sandığı kişiye verdi. Oysa adam aslında din adamı filan değildi, insanları kandırmak için kendisine din adamı süsü vermişti. İçi altın dolu ekmeği aldı, elinde şöyle bir tarttı ve düşündü:

"Bunun hamurunun dengesi kaçmış. Bu kadar ağır olduğuna göre demek ki pişerken hiç kabarmamış, içi taş gibi kupkuru hamurdur..."

O sırada ekmekçi tuzsuz ekmeği de üstü başı dökülen yaşlı adama vermişti. Din adamı kılıklı sahtekâr baktı ve ihtiyarın elindeki ekmeğin ağzının tadına daha uygun olduğunu düşündü. Yaşlı adama:

"Amca bu ekmek daha büyük, bunu sen al, elindekini bana ver" dedi.

Ekmekçi, yeşil sarıklının bu davranışını görünce, "Ne kadar doğru yapmışım. Bir din adamının yapması gerekeni yaptı" diye düşündü.

Hükümdarsa kafesin ardından olup biteni izlerken bir yandan da düşünüyordu:

"Bu din adamı ekmeği elinde tarttı ve herhalde içinde altın olduğunun farkına varıp ekmeği fakir yaşlı adama verdi..."

Onlar kendi kendilerine böyle düşünürken, sahte din adamı tuzsuz ekmekten bir lokma koparıp yemiş ve yüzünü buruşturarak "Yanlış yapmışım" diye kendi kendine kızmıştı bile.

Fakir yaşlı adamsa, altın dolu ekmeği koltuğunun altına kıstırdı. Çok aç olmasına rağmen bir kırıntı bile koparmadan ekmeği paylaşacağı derviş arkadaşlarıyla buluşmak üzere yola koyuldu.

DİĞER YENİ YAZILAR