İki açık seçenek

Daha çok güvenlik sorumluları "terörle mücadele yasaları"nda değişiklik talep ediyor. Yasalarda demokrasi yolunda reformlar başladığından bu yana, güvenlik sorumlularının tepkileri değişmedi

Haberin Devamı

Daha çok güvenlik sorumluları "terörle mücadele yasaları"nda değişiklik talep ediyor. Yasalarda demokrasi yolunda reformlar başladığından bu yana, güvenlik sorumlularının tepkileri değişmedi.

Avrupa Birliği ile "uyum" reformları çerçevesinde "olağanüstü" yasal imkânlar ortadan kalkmıştır. Bunların başında gözaltı süreleri geliyor. Bu anlayışa göre, özellikle gözaltı süreleri ve savcılık izinleri, hatta sağlık denetimleri güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlıyor.

* Tabii herkes kendisine verilmiş görevleri yaparken daha geniş imkânlara, serbestliklere, hatta ayrıcalıklara sahip olmak isteyebilir. Ama "bunlar yok diye görevimizi yapamıyoruz" anlayışı epeyce eskilerde kalmış bir zihniyetin ürünüdür.

Ülkemizin çok büyük bir bölgesi yıllarca sıkıyönetim ve "olağanüstü hal" sistemlerinde yaşadı. Bu sistemlerin terörle mücadelede daha fazla imkân sağladığı ortada. Ancak bu imkânların, terörle doğrudan bağlantısı bulunmayan vatandaşlara yönelik olarak kullanıldığı da ortadadır. Nitekim "köy boşaltma" işlemleri dolayısıyla Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde mahkûm olmaktadır ve yüzlerce dava için uzlaşma yolu aranmaktadır.

Geriye dönüş, çıkmaza dönüştür
Şu anda Ankara'nın önünde iki ayrı ve açık seçenek bulunuyor. Ya yasalarda tekrar geriye doğru oynayarak bütün dünyada anti-demokratik olarak kabul edilmiş hükümlerle işleri "kolaylaştırmak" ya da günümüzün insan hakları koşullarına uyarak terörün üstesinden gelmek.

İkinci yolun belli güçlükleri vardır, ama ileriye dönük düşündüğümüz zaman bu yolun çok daha güvenli ve kalıcı sonuçlar alınabilecek yol olduğu da ortadadır.

* İkinci yol aynı zamanda "Kürt sorunu" ile "terör sorunu"nu birbirinden net olarak ayıracak ve Kürt kökenli vatandaşlarımızın da ayırmasını sağlayacak olan yoldur.

Eğer terör olaylarının tırmanması bir tür "paniğe" yol açar ve Türkiye'nin demokrasi yolunda sağladığı ilerlemelerden geri dönüş yoluna sapılırsa ulaşacağımız yer yine çıkmaz bir sokak olacaktır.

* Türkiye demokrasi seçeneğini benimsedi. Ve bu yolda yaşanan ve yaşanabilecek "gençlik" sıkıntılarının, zihniyetlerin olgunlaşmasıyla giderilebileceğini de biliyoruz.

O halde, ortada iki seçenek yok. Türkiye'nin geleceği, Türkiye'nin gerçek bütünlüğü tek bir yönü gösteriyor.

DİĞER YENİ YAZILAR