Siyasette etkili bir demokratik sol hareketin eksikliği şu anda yaşanan anayasa tartışmalarında iyice ortaya çıkıyor.
AKP yüksek yargıyla çatışmasında çevresini birkaç olumlu maddeyle kuşattığı bir anayasa paketiyle mücadele edecek, tutucu muhalefet partileri de paketteki hiçbir değişikliğin çıkmaması için “nasıl bir anayasa” üzerinden değil, yine yargı üzerinden kavga verecek...
Başbakan bu anayasa paketinin ihtiyaçlardan doğduğunu söylüyor. Tabii ki doğrudur, Türkiye’nin ihtiyaçlarına ve hedeflerine bugünkü anayasa çok dar geliyor.
İhtiyaç, yargının siyasetten tümüyle arınmasıdır. AKP’nin paketinde daha geniş katılımlı bir yargı yönetimi için yola çıkıldığı iddia edilmekle birlikte, kurulmak istenen yapı yargının daha da siyasileşmesi tehlikelerine daha fazla açıktır.
Demokratikleşme için çok önemli olan siyasi parti kapatmanın zorlaştırılması yine siyasi karara bağlanmıştır.
Paketteki sakınca ve eksiklikler konusunda muhalefet partilerinin herhangi bir önerisi bulunmuyor.
Yargının siyasetten kurtulması için Anayasa Mahkemesi’nin ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yeniden nasıl yapılandırılması gerektiği konusunda muhalefetin bir fikri yok. HSYK’nın başkanının Adalet Bakanı olmasına, müsteşarın katılmaması durumunda toplantı yapılamaması düzenine bile açık şekilde karşı çıkılmıyor. Nedeni de basit, önümüzdeki dönem için iki muhalefet partisi, CHP ile MHP bir koalisyon hükümeti kurma umudunu taşıyor. İktidar olmaları durumunda onlar da hâkim ve savcı atamalarını bir şekilde ellerinde tutmak istiyor.
Parti kapatmanın açık olarak, çok sözü edilen “Venedik kriterleri”ndeki gibi “şiddet” unsuruna bağlanması konusunda da muhalefetin fikri yok. Daha doğrusu bugünkü durumun devamını istiyorlar, çünkü AKP’nin tekrar kapatılma tehdidi altına girmesi durumunda kendilerine iktidar yolunun daha kolay açılacağını düşünüyorlar. Bundan önceki parti kapatmalarında da ses çıkartmamışlardır.
Muhalefet partileri AKP’nin anayasa değişikliği paketine karşı, ama Türkiye’nin anayasasının nasıl olması, hangi hükümlerin bulunması gerektiği konusunda bir fikir beyan etmemeye özen gösteriyorlar.
Demokrat bir sol hareket olmadığı için Türkiye’nin gerçekten ihtiyacı olan anayasa üzerinde bir tartışma da olmayacaktır. Aslında AKP ile CHP ve MHP’nin anayasa hakkında temel görüşleri farklı değildir. Türkiye’nin demokrat ve çağdaş bir anayasaya ihtiyacı olduğuna inanmayan, biri iktidarda ikisi muhalefette üç siyasi partinin mücadelesi, sadece “kayıkçı kavgası”dır.
AKP’nin paketine karşı çıkan hukuk çevrelerinin ağzından da “çağdaş anayasa” kavramı çıkmadığına göre aslında herkes hayatından memnun. Türkiye’nin ihtiyacı onların için, iktidar imkânları ya da gelecekteki iktidar imkânlarıyla kısıtlı.

