Aslında bu hastalık dünyanın her yerinde vardır. Ama bizde iflah olmaz bir şekilde tekrar edip duruyor.
Hastalığın adına "medya fobisi" diyebiliriz.
İktidara gelen her politikacı bu "vazgeçilmez" hastalığa hemen yakalanıveriyor. Bu hastalığa yakalananlar için bütün yanlışlıkların, bütün olumsuzlukların kaynağı medyadır.
Gazeteler yazmasa, televizyonlar söylemese hayatın çok başka olacağını düşünürler. Gazeteler işsizlikten söz etmese, vatandaş böyle bir sorun olduğunu bilmeyecek sanırlar. Vatandaşın iktidar yanlısı medyada yazılanları hayattaki gerçeklere tercüme edemeyeceğini sanırlar. Medyadan sürekli övgü almanın hayatı kolaşlaştıracağını sanırlar. Hatırlamazlar ki sistem ne olursa olsun, insanlar "yalaka" yayınları hemen tespit eder, "yalaka yayıncılık" yapanları hemen cezalandırır.
"Yalaka" gazeteler sadece tek partili rejimlerde çok satarlar. Bunların dünyanın hiçbir köşesinde itibarı yoktur.
Recep Tayyip Erdoğan da "ana kural"ı bozmadı, iktidarının ilk birkaç ayından sonra bu hastalığa yakalandı. Ve hastalığın dozu giderek arttı, anlaşıldığına göre daha da artacak.
Yararı değil zararı olur
Kendi alanına girdiğini düşündüğü her meselenin üzerine "atlayan," herkese cevap yetiştirme, kendisine aktarılmış birkaç bilgiyle tartışmaya girmeye fazlasıyla eğilimli olan Erdoğan, son çocuk yuvası skandalında da ölçüyü kaçırdı.
* Erdoğan'da sarsılmaz bir "takım ruhu" anlayışı var. "Takımından" saydığı herhangi birine gelen eleştiri de Başbakan'ı yerinden sıçratıyor.
O kadar hızlı tepki veriyor ki, bazen "düzeltme" yapmak zorunda kalıyor.
Bu mantık, "önce bir karşı saldırı yapıp susturayım" mantığıdır.
Ancak Türkiye'de "demokratik" bir sistem var. Türk halkı, eksiklerine gediklerine rağmen demokrasiye hep sahip çıktı, bugün de çıkıyor. Ve bu düzenin vazgeçilmez unsuru da "bağımsız medya"dır.
* Medya ile sürekli "savaş halinde" yaşamanın bugüne kadar hiçbir siyasiye bir faydası olmamıştır, tam tersine büyük zararları olmuştur.
Başbakan Erdoğan ve yakın çevresi "medya fobisi" hastalığının seyrini görmek ve hızla bu hastalığın tedavisine gitmek durumundadır. Her olayda medyayı suçlu görmek ve göstermekle halk nezdinde fazla inandırıcı olunamayacağını anlamamak için ancak Ankara'nın "dar" çevrelerinde yaşamak gerekir.
İflah olmaz hastalık
Aslında bu hastalık dünyanın her yerinde vardır. Ama bizde iflah olmaz bir şekilde tekrar edip duruyor
Haberin Devamı

