En son tartışma bundan önceki bütün laf ebeliklerini geride bıraktı. Konu şu: “Yeni cumhurbaşkanı Meclis içinden mi olsun yoksa dışından mı?”
Demirel böyle tartışmalar için “doğmamış çocuğa don biçmek” derdi.
Genel seçime on gün var. AKP’nin birinci çıkacağı dışında hiçbir şey kesinleşmiş görünmüyor. CHP dışında bir ya da iki partinin daha Meclis’e girip giremeyeceği belli değil. Seçim sistemi dolayısıyla oy oranları üzerine yapılacak milletvekili sayısı tahminleri de havada kalmaya mahkûm. Bağımsızların milletvekili dağılımını nasıl etkileyeceği de tahmin edilemiyor.
Hatta CHP ile MHP’nin AKP’den fazla sayıda milletvekili çıkararak koalisyon kurmaları da ciddi bir olasılık olarak konuşuluyor.
Ve bu bilinmeyenler yığının içinde Erdoğan ile Baykal “Cumhurbaşkanı Meclis içinden olsun”, “hayır dışından olsun” diye tartışıyor.
Bu tartışmanın halk için bir tek anlamı var, o da siyasi liderlerin yine kendi aralarında ve dışarısı için fazla bir şey ifade etmeyen itişmelerle zaman geçirdikleri.
Erdoğan cumhurbaşkanı seçiminde baştan uzlaşma aramamakla yanlış yaptığını kabul etti, ama Baykal bunu yeterli bulmuyor ve yeni cumhurbaşkanı seçiminde kendisinin eşit söz hakkı olabilmesi, hatta seçimin tekrar kilitlenmesi için altyapıyı hazırlıyor.
Yeni cumhurbaşkanı için düşünülmesi gereken, “Meclis’in içinden mi dışından mı olsun”dan çok daha önemli kıstaslar var.
AKP ile özdeşleşmiş bir ismin Çankaya Köşkü’ne çıkmasının toplumun önemli bir kesimini rahatsız edeceği belli. Toplum bu konudaki tepkisini açık olarak ortaya koydu. Bu da yeni cumhurbaşkanının nasıl biri olması gerektiğine ilişkin açık bir tanımın ortaya çıktığı anlamına geliyor.
Yeni cumhurbaşkanı seçiminin de geçen sefer olduğu gibi Meclis’te kilitlenmeye yol açması ve yeniden genel seçimin gündeme gelmesi en azından yeni seçilmiş milletvekillerini, hangi partiden olurlarsa olsunlar, memnun edebilecek bir durum olmayacaktır.
Onca çalışmadan sonra Meclis’e geleli henüz bir ay olmuş yeni vekillere “cumhurbaşkanı seçemediniz, marş marş evlerinize” denilmesi de onlar açısından en ağır durum olacaktır. Meclis’te cumhurbaşkanı seçimini kilitleyen ve tekrar seçime gidilmesine yol açan siyasilere hem kendi vekilleri hem de bütün toplum pek hoşgörü göstermeyecektir. İçeriden mi dışarıdan mı diye bağrışan liderler bunu da dikkate almalıdır.
not
Reha Muhtar için
Vatan yazarı Reha Muhtar dünkü köşesini İlhan Selçuk’un MHP’yi desteklemesiyle ilgili tartışmaya ayırmış. Reha Muhtar Kautsky filan gibi isimler zikrederek İlhan Selçuk’u savunmaya çalışırken bu köşede dile getirdiğimiz görüşlere değindiği için bize de küçük bir söz hakkı doğmuş oldu. Sevgili Reha, bu konularla güzel başını yorma. Senin ilgini bekleyen, dertlerini köşene taşıdığın onca hanım şarkıcı ve mankenden ilgini esirgeyip onları da üzme. Onları düşün ve yazılarını öyle yazmaya devam et.

