Hukukun sesi

Yüksek yargı kurumlarının başkanları her fırsatta yargı düzeninin içine girdiği çıkmazı anlatmaya çalışıyor. Yeni adli yıl açılışında yine benzer konuşmalar yapılacak, ama birkaç gün sonra hukukçular dışında herkes yine bunları unutacak

Haberin Devamı

Yüksek yargı kurumlarının başkanları her fırsatta yargı düzeninin içine girdiği çıkmazı anlatmaya çalışıyor. Yeni adli yıl açılışında yine benzer konuşmalar yapılacak, ama birkaç gün sonra hukukçular dışında herkes yine bunları unutacak.

Önümüzdeki hafta yeni adli yıl açılıyor. Ve açılış konuşmalarının dışında "eylemlere" de sahne olacak.

Türkiye Barolar Birliği, 60 baronun katılımıyla 6 Eylül günü Ankara'da bir yürüyüş yapacak.

İstanbul Barosu, 7 Eylül'den itibaren her gün bir adliyede "bir dakika alkış eylemi ne gidecek.

* Yargıçlar, savcılar ve avukatlar, aynı çıkmaz sistemin içinde sürekli yıpranan insanlar olarak seslerini duyurmaya çalışıyor.

İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu, yeni adli yıl arefesinde çok acil sorunlara dikkat çekiyor.

* Bunlardan en önemlisi, dünyada yükselen terör eylemlerini gerekçe göstererek, demokratik haklarda, insan haklarında geri gidiş tehlikesidir.

Yalnız hukukçunun değil bütün toplumun sorunu
Ülkemizdeki yargı sisteminin "siyasallaşmasının" en önemli dayanaklarından biri de "Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu"nun aslında tartışmasız bir şekilde siyasi iktidarın denetiminde olmasıdır.

Kazım Kolcuoğlu, bu kurulun "yürütmenin ekseninden çıkarılması için" hiçbir girişim yapılmadığını, tam tersine belirsiz bir "mülakat" sistemiyle sakıncaların daha da artacağını belirtiyor.

Kimileri, hukukçuların aktardığı sorunları hukukçuların kendi sorunları gibi görme eğilimindedir. Ancak bu sorunlar büyür, bir yumağa dönüşür ve sonuçta vatandaşın "adalet duygusunu zedeleyen" bir çıkmazı, bugünkü çıkmazı oluşturur.

Yıllardır hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesine ve genç hukukçu adaylarının "yığılması"na dikkat çekiliyor. Kolcuoğlu bu sorunun, daha genç hukukçuların yetişme yıllarında "mesleğin saygınlığım zedeleyen" bir aşamaya geldiğini belirtiyor.

Hukukçular anlatıyor, her yıl en az iki kez aynı şikâyetleri, uyarıları tekrarlıyor. Ve siyasi iktidarlar bakıyor.

Hukukçuların üzerinde durdukları sorunlar bütün ülkenin, bütün vatandaşların sorunudur. Yargı sisteminin çalışmadığı bir düzende adalet başka yollardan aranır ve bugün olduğu gibi toplumun her yanını çeteler sarar.

"Yargı bağımsızlığı" ülkemizde var mı? Bu soruya hukukçular da "var" diye cevap veremiyor. O zaman vatandaş neye güvenecek?

DİĞER YENİ YAZILAR