Hukuk devletinde

Haberin Devamı

Ergenekon davası ve çevresindeki dava ve soruşturmalarda ortaya çıkan bilgi ve belgeler, hukuki süreç içinde değerlendiriliyor.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ da birkaç gündür yaptığı açıklamalarda bu hukuki süreçlere özen gösterileceğini tekrarlıyor.

Yargı çalıştıkça bu belgelerin ciddiyet durumu, hangi komuta sistemleri içinde hazırlandığı ortaya çıkacaktır.

Eğer bunlara, başka amaçlarla “eklemeler” yapıldıysa, onlar da ortaya çıkacaktır.

Ancak bu belge ve bilgi bolluğu, bazı şiddet eylemleri ve gömülü silahlarla bir araya getirildiğinde, Türkiye’yi 12 Eylül 1980 öncesi bir ortama sürüklemek ve askeri müdahaleye zorlamak isteyen örgütlenmelerin varlığını gösteriyor.

Bugün suçlanan ve yargılanan kişilerin bu örgütlenme ve faaliyetler içinde ne ölçüde yer aldıkları da yargılama sonucunda anlaşılacak.

Ancak gerek Cumhurbaşkanı’nın, gerekse Genelkurmay Başkanı’nın özellikle “Balyoz Planı” konusunda söyledikleri de “ortada bir şey yok, hepsi komplo” demenin mümkün olmadığını gösteriyor.

***


Hukuk devletinde, demokraside bu tür faaliyetlere göz yummak da suçtur. Dolayısıyla görevi ne olursa olsun ister kamu görevlisi ister sade vatandaş; herkes bunların tam olarak açığa çıkmasını istemek, eğer kendisine bir görev düşerse de onu yerine getirmek zorundadır.

Herhalde kimse bunun tersini söyleyemez. Söyleyemez ama, özellikle 12 Eylül öncesinde Abdi İpekçi cinayeti de dahil olmak üzere birçok şiddet eyleminin hazırlanması ve silah temin edilmesi aşamalarında “kamu görevlisi” sıfatı taşıyan kişilerin yer aldığına ilişkin soruşturmalar da yine “kamu görevlisi” sıfatı taşıyanlar tarafından engellenmiştir.

Abdi İpekçi’nin katilinin askeri hapisaneden kaçırılması konusunu dönemin sıkıyönetim yetkilileri “gereken soruşturma yapılmış sorumlular cezalandırılmıştır” diyerek geçiştirmeye çalışmaktadır.

11 Eylül günü, her yanında silahlar bombalar patlayan, mezhep çatışmalarının kıyımlara dönüştüğü iç savaş görünümündeki ülkemizin, 12 Eylül 1980 günü nasıl birden sütliman olduğunu da açıklayacak birileri olmalıdır.

12 Eylül öncesi İstanbul Üniversitesi’nde yaşanan 16 Mart katliamına adı karışanların nasıl kurtulduğu, hangi kamu görevlilerinin katillerin gizlenmesine katkıda bulunduğu da ortaya çıkarılmak zorundadır.

***


Hukuk devletinde yaşıyorsak, 2000’lerdeki yasa dışı örgütlenme ve faaliyetlerin üzerine gidildiği gibi, 12 Eylül 1980 öncesi olaylarının da dosyalarının tekrar açılması şarttır.

Hukuk devletinde yaşıyorsak, bir tek faili meçhulün bile peşini bırakmamak, bütün yakın tarihimizi sonuna kadar araştırmak zorundayız. Bu yıllarda hayatını kaybedenlere, aklını kaybedenlere, acılarla yaşayanlara, acılarla büyüyenlere hukuk devletinin borcu budur.


***



Birilerine örnek olmalı

Basında yer alan haberler üzerine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dün, hiç “laga luga”ya başvurmadan, “hukuk-guguk” lafları etmeden, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’a halkın huzurunda istifa yolunu işaret etti. Hukuki sürecin sonunda aklanması halinde partisinin kapılarının açık olduğunu belirtti. Böylece, başlayan hukuki süreçte bir “MHP koruması”ndan söz edilemeyecektir.

Bahçeli’nin bu davranışı birilerine örnek olmalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR