HSYK hemen el koymalı

Haberin Devamı

Hrant Dink cinayetinin başından itibaren, davanın ilk duruşmasından dünkü son duruşmaya kadar çok gariplikler yaşandı. Aslında garipliğin ötesinde bir durum vardı. Dört yıldır olan bitene, davanın seyrine bakıldığında ortaya açık bir sonuç çıkıyor:

Birileri bu davanın “milliyetçi arkadaş grubunun icraatı” çizgisinde kalması için büyük çaba gösteriyor.

Çabaları sonuç verirse, planlı, örgütlü ve profesyonelce hazırlanıp gerçekleştirilmiş bir siyasi cinayet, insan müsveddesi birkaç tetikçinin sırtına kalmış ve öylece kapanmış olacak.

Bu cinayetin hazırlandığını önceden bilen kamu görevlileri kurtulmuş olacak; tetikçileri yetiştirenler, çocukları bomba attırarak eğitenler, cinayet işlenirken çevrede tedbir almış olan şahıslar kurtulmuş olacak. Cinayet mahallinin çevresindeki güvenlik kameralarının kayıtlarının silinmesini sağlayanlar kurtulmuş olacak!

***


Savcı dünkü duruşmada okuduğu “esas hakkındaki mütalaa“sında açıkça belirtti, cinayet öyle bir “milliyetçi arkadaş grubunun” icraatı değil, “Ergenekon” adıyla bilinen örgütlenmenin Trabzon’daki hücresinin örgütlü, planlı icraatıdır.

Cinayetin hemen ardından harekete geçen gizli eller, daha ortada çok az bilgi varken, Türk halkını cinayetin “milliyetçi duyarlığı kuvvetli arkadaş grubunun” işi olduğuna inandırma işine girişti. Hemen bu yönde yazılar yazıldı, vicdanı ve beyni şuursuzlukla örtülmüş olanlar, insanları katille “empati” yapmaya bile çağırdı.

Soruşturma ve yargılama sürecinde bu çabalar devam etti ve maalesef yargı heyetleri de davanın bu insan müsveddelerinden ileri gitmemesi için epeyce uğraştılar.

***


Bulunabilen son kamera kayıtlarını izleyen herkes, olay yerinde tetikçi dışında başka “görevliler”in de bulunduğunu görürken mahkeme heyeti bunları dikkate almamakla bilinçli ya da bilinçsiz olarak, “Ergenekon” adıyla bilinen cinayet örgütünü korumuş oluyor.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu bu heyetle ilgili olarak hemen harekete geçmeli ve karşı karşıya olduğumuz bu cinayet örgütünün korunması durumunun bilinçli mi bilinçsiz mi olduğunu ortaya çıkarmalıdır.

Bu davanın sonunda “Türkiye’de yargıçlar” denildiğinde Türk yargısının da onuru böylece korunmuş olacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR