Hızlı trenler

Canlara mal olan "hızlı tren" olayının ardında alaturka bir mantık yatıyordu. Altyapı tamamlanmadan, riskler tam olarak gözden geçirilmeden, personel ve görevlilerin eğitimi sağlanmadan büyük bir işe girişilmişti

Haberin Devamı

Canlara mal olan "hızlı tren" olayının ardında alaturka bir mantık yatıyordu. Altyapı tamamlanmadan, riskler tam olarak gözden geçirilmeden, personel ve görevlilerin eğitimi sağlanmadan büyük bir işe girişilmişti.

* Sonuçta insanlar öldü ve aslında yapılması işten sağlanması gereken de sağlanamadı. Hızlı tren projesi de böylece rafa kalktı. Kim bilir kim, artık ne zaman bu işe gerçekten el atma cesaretini gösterir.

Aynı mantıkla girişilmiş iki "büyük" iş de son günlerde insanların hayatlarını karartmaya devam ediyor.

Bunlardan biri bütün eczanelerin SSK'lılara ilaç vermesidir. Bu düşüncenin doğru olduğu ortada. SSK'lılar böylece anlaşmalı eczane aramayacak, her eczaneden ilacını alabilecek.

Çıkış noktası doğru.

Gelgelelim, iş yine alaturka bir acelecilik içinde yapıldı. Eczanelerle tam anlaşma sağlanamadı, gerekli altyapı oluşturulmadı. Bu işi yürütecek olanların "katılımı" da sağlanmadı.

* Sonuç tam bir keşmekeştir, eczaneler ne yapacaklarını şaşırmıştır, hastalar ilaçlarını alamamaktadır.

SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devri ve bütün sosyal sağlık hizmetlerinin tek elden yürütülmesi, anlamsız ayırımların kaldırılması da doğru bir düşünce olabilir. Bu iş yapılırken de ne SSK hastaneleri çalışanlarının durumları tam olarak ele alınmış ne de geçiş için tam bir planlama yapılmıştır.

* Sonuç olarak sağlık hizmetlerinde, hastanelerde büyük bir kargaşa yaşanmaktadır.

Bir iş yapılmaya başlandı mı o klasik alaturka ruh ortaya çıkıyor ve doğru düşüncelerin yanlış sonuçlara dönüşmesine yol açıyor.

Ben yaptım oldu (mu?)
Bu alaturka mantığa göre ortada sorun filan yoktur; başta kargaşa yaşanabilir, ama "zamanla" her şey yoluna girer.

* Neden "zamanla" yoluna girsin?

* Neden bir işe bütün gerekleri yerine getirilmeden başlansın?

Bu sorular, alaturka ruhun anlayacağı, anlamak isteyeceği sorular değil.

* Bu alaturka mantığın son örneklerinden biri de "teşvik kapsamındaki iller" meselesinde ortaya çıktı. Teşvik kapsamına alınan illerin sayısının artırılması ve kapsamının genişletilmesi, şu anda hükümet ile IMF arasında ciddi bir kriz konusu.

Bunun da ötesinde, ortaya çıktı ki teşvik kapsamına alınan iller, ülkenin tam bir sanayi envanteri çıkarılmadan, bu konudaki çalışma henüz tamamlanmadan "tespit" edilmiştir. Elde tam bir envanter olmadan bu iller nasıl, neye göre tespit edildi? Bu soru da alaturka mantık için geçerli bir soru değildir. O tespit etmiştir, oluvermiştir.

Hızlı tren olayını katliama çeviren mantık bütün bu olaylarda da aynen geçerli. Doğru dürüst iş yapmamak, alelusul hazırlanmak, olayları "zamana" bırakmak alaturka mantığın en basit dışavurumlarıdır. Ve Türkiye bu mantıkla yönetilmeye devam ediyor.

DİĞER YENİ YAZILAR