Haberin Devamı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın “hakkında kapatma davası açılacak partinin bunu hissedeceği” ile ilgili sözü “onlar kendilerini bilir” anlamı taşıyor.
Başsavcı’nın bu sözüne Başbakan Erdoğan sert yanıtlar verdi. Ve yanıt vermesi de kendisi açısından “doğrudan üstüne alınma” anlamına geliyor.
Başbakan’ın hâlâ yapması gerekenleri bilmez gibi davranması, bu konuda Başsavcı ile doğrudan polemiğe girmesinden çok daha önemlidir.
Gerçek sorun, siyasi parti kapatma hukukunun, hedef alındığı söylenen Avrupa Birliği kriterlerinin çok gerisinde oluşudur. “Hissetme” üzerine anlamsız bir tartışma da bu yüzden yaşanıyor.
AKP, kendisiyle ilgili kapatma davasının tam anlamıyla “kıyısından” kurtardığı anda konuyla ilişkisini kesmişti.
Anayasa Mahkemesi’nin AKP ile ilgili kararının tam bir “siyasal uzlaşma” ürünü olduğu unutulmamalıdır. Mahkeme AKP’nin “irtica odağı” olduğuna karar verdi, ama kapatma kararı vermedi. Böylece AKP karşıtları “lafzen” memnun edilmiş, AKP de “kurtarmış” oldu.
AKP’nin kendisini kurtarmasının ardından Demokratik Toplum Partisi “okkanın altına gitti.” Kapatmayı izleyen tartışmalarda, mahkemenin aldığı kapatma kararını savunanlar kararın “düz hukuk” mantığıyla alındığı üzerinde durdular.
Sözü edilen “düzlük”, DTP’nin belli bir dönemdeki icraat ve sözlerine ilişkindi ve parti sözcülerinin bazı konuşmaları ana delil olarak alınmıştı. DTP sözcülerinin “başka” konuşmaları ve açılımla birlikte ortaya çıkan koşullarsa dikkate alınmadı.
Başsavcı “hissetme” konusunu ortaya attığı anda, son dönemde yaşanan ve aslında ne olduğunu taraftarlarının da anlatamadığı “sivil vesayet” tartışması öne çıktı.
Ama “hissetme” sözü ile ilgili olarak, AKP’nin henüz içeriği hiç bilinmeyen, anayasa değişikliği girişiminin dikkate alınması gerekiyor. Bu anayasa değişikliğini Başsavcı “sivil vesayet rejimi kurma ve demokratik kurumların işleyişini engelleme” olarak alırsa, hissetmekten ötesine geçmek fazlasıyla kolay olur.
AKP “hissetme” uyarısını dikkate alırsa, anayasa değişikliğinin boyutu en baştan belirlenmiş olacak; yani anayasa değişikliği tartışması “yargı vesayeti” altında yapılacaktır. Bu da değişikliği AKP’ye yaptırmamakta kararlı görünen muhalefetin baştan duruma egemen olmasını sağlayacaktır.
Damokles’in kılıcını tepesinde hissedenlerin cesaret gerektiren siyasi kararlar alması kolay değildir. Son “hissetme” uyarısı da ona ilişkin bir hatırlatmadır.

