Yolsuzluklar, hırsızlıklar bir kangren gibi, toplumsal yapımızın her tarafını sarmıştır. Kangren sağlıkta da, eğitimde de, adalette de, yerel yönetimlerde de, güvenlikte de almış başını gitmiştir...
Kangreni bütün toplumsal yapıdan kazımak için öncelikle "çifte standart" alışkanlığının kazınması gerekir. Bu çifte standart "benim adamım, benim meslektaşım hırsız olamaz ama seninki olur" mantığıyla başlar, meslektaş hırsız meslektaşı korur ve kollar, "karşı tarafın" hırsızının üzerine gider, kendi tarafındaki hırsızı görmezden gelir.
Bu hastalığın toplumun sadece birkaç organında varolduğunu, bazı organlarında olmadığını söylemek mümkün değildir. Bu tür hastalıklar, "birleşik kaplar" sistemiyle yürür ve hızla yayılarak bütün bünyeyi sarar.
Eğer yerel yönetimler bu hastalığa yakalanmışsa, hastaneler de yakalanır, bankalar da yakalanır, okullar da yakalanır. Bir siyasi parti tümüyle kirli, diğerleri tümüyle temiz olamaz. Sağ görüşlüler temiz sol görüşlüler kirli ya da tam tersi de olamaz.
AKP sözünü tutmazsa...
Dünyanın her tarafında yolsuzluk vardır, yolsuzlukları sıfıra indirmek hiçbir toplumda mümkün olmamıştır. Ama hiç değilse en aza indirmek mümkündür ve bunun birinci koşulu da kafaların çifte standarttan temizlenmesidir.
"Kol kırılır yen içinde kalır" mantığıyla hareket ederek bütün kötülükleri başkalarında aramak bu kötülüklerin her tarafta serpilip yaşamasını sağlayan temel çarpıklıktır.
Ve bu mantık "kamu"da egemenliğini sürdürmektedir.
Yargıçlar yargıçları izlemiyor, kendi sepetindeki çürük elmaları görmezden geliyorsa hiçbir alan temizlenemez.
Şu anda Meclis, daha önceki dönemlerin önde gelen siyasilerine ilişkin dosyaları görüşüyor. Bunların çoğunluğunun yargıya intikal edeceği ve eski siyasilerin birçoğunun başının fena halde ağrıyacağı anlaşılıyor.
Ama aynı Meclis, seçim öncesi verilmiş olan bütün sözlere rağmen milletvekili dokunulmazlığında eski yapıyı korumaya devam ettiği için yine klasik çifte standart sisteminden çıkamıyor ve inandırıcılığını kaybediyor. Meclis, özellikle de AKP hükümeti, milletvekili dokunulmazlığı konusunda verdiği sözleri tutmak zorundadır.
Halk 1999'da "temiz" siyasi aradı ve Ecevit'i buldu. Beklediğini göremeyince tekrar aramaya başladı ve AKP'yi "en temiz" olarak belirledi. AKP de yolsuzluklarla ilgili olarak beklentilere cevap veremezse, halk yine arayışa geçer. Sonunda "hırsızlığın renginin olamayacağına" inananları bulur.
Hırsızlığın rengi olmaz
Yolsuzluklar, hırsızlıklar bir kangren gibi, toplumsal yapımızın her tarafını sarmıştır. Kangren sağlıkta da, eğitimde de, adalette de, yerel yönetimlerde de, güvenlikte de almış başını gitmiştir
Haberin Devamı

