Hiddet ve söz

Şirazlı Şeyh Sadi, 700 yıl önce hiddet ve sözün adabı hakkında şöyle dedi: Haddinden fazla hiddet nefret uyandırır. Yersiz yumuşaklık da heybeti sundurur

Haberin Devamı

Şirazlı Şeyh Sadi, 700 yıl önce hiddet ve sözün adabı hakkında şöyle dedi:

Haddinden fazla hiddet nefret uyandırır. Yersiz yumuşaklık da heybeti sundurur.

Ne etrafındakileri usandıracak derecede sert ol, ne de karşındakine cesaret verecek kadar mülayim.

Sertlik ile yumuşaklık birlikte olursa hoştur. Kan alıcı gibi, ki hem damarı yaralar hem de merhem koyar.

Akıllı kimse daima sertlik etmez. Kadrini eksiltecek derecede yumuşaklık da etmez.

Akıllı kimse kibir etmez, kendisini herkesten büyük tutmaz. Kendisini son derece zillete de bırakmaz.

Bir çoban babasına dedi ki:

"Akıllı babacığım, bana ihtiyarlara yakışan bir nasihat ver."

Babası şu nasihati verdi:

"İyilik et ama o keskin dişli kurt sana galip olacak derece değil."

İki kimse mülk ve dinin düşmanıdır. Birisi ilimsiz, öfkeli padişah; ötekisi ilimsiz, cahil sofu.

Padişah, dostlarının itimadını kaldıracak derecede öfkeli olmamalıdır. Zira hiddet ateşi evvela sahibini yakar, ondan sonra düşmana ya erişir ya erişmez.

Topraktan yaratılmış adamoğlunun başından kibir, hiddet yakışmaz. Bu kadar hiddet, serkeşlik ile sen topraktan değil ateşten yaratılmışsın!

***

Bir âbide rastgeldim, "Beni terbiye ile cehilden kurtar" dedim. Âbid cevap olarak "Ey fakih, git toprak gibi tahammül et, yahut ne okumuşsan hepsini toprağa göm!" dedi.

Kötü huylu kimse kendi kötü huyunun elinde esirdir. Nereye gitse o fena huyun pençesinden ve derdinden kurtulamaz. Kötü huylu bir kimse, bir belanın elinden kurtulmak için göğe çıksa kötü huyunun yüzünden bela içinde olur.

***

Bir haberin gönül inciteceğini bilirsen sus, o haberi başkası getirsin.

Ey bülbül, sen bahar müjdesini getir, kötü haberi baykuşa bırak.

Sözünün tamamıyla delili olduğundan emin olmadıkça padişaha bir kimsenin hıyanetinden bahsetme.

Sözünün tesir edeceğini bilerek söyle! Kendi fikrini kabul ettirmek için nasihat eden kimse, nasihate daha ziyade muhtaçtır.

Düşmanın hilesine aldırma, yüze karşı methedenlerin sözlerinden mağrur olma! Zira birincisi aldatmak, öteki de bir şey çekmek istiyor.

Ahmağa methüsena hoş gelir. O, kesilmiş koyuna benzer, bacağından üfürürsen semiz görünür.

Bilmiş ol, sakın şairlerin övgülerine aldanma. Çünkü o övgüler senden edineceği menfaatler içindir. Eğer bir gün bir şairin istediğini vermezsen o övgülerin iki yüz o kadar misli ayıplarını sayar.

Söz söyleyenin kusurunu kimse tutmadıkça onun sözü düzelmez. İnsanı iyi düşünmeye, doğru söylemeye mecbur eden tenkitlerdir.

DİĞER YENİ YAZILAR