Hiçbir şey gizli kalmaz

Bundan kastımız tabii ki, ünlü hanım sanatçıların aşk kasetleri değil. Arkadaşımız Bilal Çetin, çok yakın tarihimizin, çeşitli nedenlerle üzerine gidilmemiş bir döneminin bütün ayrıntılarını yazıyor

Haberin Devamı

Bundan kastımız tabii ki, ünlü hanım sanatçıların aşk kasetleri değil. Arkadaşımız Bilal Çetin, çok yakın tarihimizin, çeşitli nedenlerle üzerine gidilmemiş bir döneminin bütün ayrıntılarını yazıyor. Bu bilgilerin bir bölümü o dönemde "dedikodu" şeklinde yayılmış, fakat doğrulatılıp yazılmamıştı. Bir bölümü ise tamamen kapalı kapılar ardında kalmış, o günlerde hiçbir bilgi sızmamıştı. Bu araştırmanın yeni bölümleri önümüzdeki günlerde yayınlanmaya devam edecek. Ve daha başka yeni ayrıntılar da gün ışığına çıkacak.

Demirel'in rolü
Adına "28 Şubat süreci" denilen dönemin ortaya koyduğu dersler çok açıktır. Kendini çok güçlü, çok bilgili ve çok becerikli zanneden bazı siyasilerin ne kadar aymaz oldukları örnekleriyle ortaya çıkmaktadır. Aynı siyasilerin demokrasi görgüsünün zayıflığı yine apaçık görülmektedir. Ve şu da görülmektedir ki, Türkiye'nin tekrar ağır bir rejim bunalımına girmesini birkaç kişinin çabaları önlemiştir. Süleyman Demirel'in başbakanlığıyla ilgili tartışmalar bitmez, ama cumhurbaşkanı olarak bu gerilimli ve aşırı hassas dönemde rejimin kurtulması için gösterdiği çabalar ve politik başarı da tartışılmaz. Bir Tansu Çiller vardır, neler olduğunu bile anlaması zaman almıştır... Bir Necmettin Erbakan vardır, rejimi zorlamakla ülkeyi nerelere götüreceğinin farkında değildir... Diğer tarafta da laik demokratik rejimin ağır bir tehlike altında olduğuna inanmış olan askerler vardır. Laik demokrasi için bütün yasal yollarla mücadele etmenin bir adım ötesinde, "imdat" noktasında yasal olmayan yolları da kullanmaya hazır olan askerler vardır. Demirel bu ağır gerilimin üzerinde kalmış ve krizin yine demokratik parlamenter sistemin kuralları içinde "atlatılmasını" sağlayan baş oyuncu olmuştur.

Sıra kurumlarda...
Türk demokrasisi 28 Şubat'ta son bir kez daha "teklemenin" kıyısından geçmiştir. Bunu sağlayan ise ne yazık ki "kurumlar" değil, tecrübeli insanların çabalarıdır. Bu "son kez" sözü benzer bazı şeylerin tekrar yaşanmaması için bir dilekten ibarettir.

* Bugünkü AKP hükümeti şu anda yönettiği Türkiye'yi başka ülkelerle karıştırmazsa...

* Diğer siyasi partiler demokratik sistemin dengelerini sağlayacak toparlanmayı göstermezse...

Rejim yine fazla hassas dengeler üzerinde yaşamaya devam eder. Hassas denge de her zaman bozulmaya yakın bir durum anlamına gelir. 28 Şubat derslerini öncelikle bütün siyasilerin iyi öğrenmesi, iyi hatırlaması şarttır. Türkiye bir kez daha benzen bir kriz tüneline giremez. Herkes de yine şunu iyi hatırlamalıdır: Yazın yediğin hurmalar kışın mideni fena tırmalar... Ve de hiçbir şey gizli kalmaz.

Bilal Çetin'in 28 Şubat dizisi daha ilk günden başlayarak büyük yankı uyandırdı ve gazetelerde tartışılmaya başladı. Fakat ne yazık ki bu tartışmalara yer veren gazetelerin çoğunda ne Bilal Çetin'in adı geçirildi ne VATAN'ın. Bu tutumun gazetecilik meslek ilkeleri açısından yanlışlığı bir yana, kocaman bir ayıp olduğu da ortadadır.

DİĞER YENİ YAZILAR