Heves kaçırmak

Türkiye’nin Avrupa Birliği yoluna ciddi olarak koyulmasıyla birlikte toplumun bütün kesimlerinde önemli bir “canlılık” görülmüştü

Haberin Devamı

Türkiye’nin Avrupa Birliği yoluna ciddi olarak koyulmasıyla birlikte toplumun bütün kesimlerinde önemli bir “canlılık” görülmüştü.

2002 seçimi öncesinin ekonomik krizleri, bir anlamda toplumdaki hevesi daha da canlandırmıştı. Toplumun her kesimi basit bir denklem kuruyordu: Her denklemdeki, her “en önemli sorun”un karşısındaki çözüm hanesine “Avrupa Birliği üyeliği” yazılıyordu.

Son iki yıldır bu hevesin bir anlamda kaçmakta olduğu bir süreç yaşanıyor. Kuşkusuz bunda Avrupa Birliği’nin, Türkiye’yi salt Kıbrıs konusunda sıkıştıran politikalarının büyük etkisi vardır.

Önceki dönemde hemen tüm önemli yasal değişiklikler, bahsettiğimiz hevesin getirdiği, bazı kesimlerin itiraz seslerini fazla çıkarmalarını da engelleyen bir toplumsal dalganın desteğiyle gerçekleşmişti.

Son döneme baktığımızda ise yine bazı önemli yasal değişiklikler yapıldığını, ancak bunların tümünün “araya sıkıştırılmış icraatlar” şeklinde ve geniş toplumsal desteğe dayanmak bir yana, toplumun geniş kesiminin fark etmediği tarzda gerçekleştirildiğini görüyoruz.

Türkiye’nin seçim dönemine girmiş olması da olumsuzlukların güçlenmesi sonucunu beraberinde getirecektir.

Görev STÖ’lerin...
Örneğin, CHP dahil hemen bütün muhalefet partileri büyük olasılıkla kaba milliyetçi itirazları seslendirerek oy toplamaya çalışacaktır.

AKP de bu kaba milliyetçi dalga karşısında “mahcup” bir üslup benimseyecektir.

Buna karşılık hiçbir siyasi parti çıkıp açık açık Avrupa Birliği üyeliğinin birinci öncelik olduğunu söyleyemeyecektir. Herkes “tabii üye olalım, ama...” diye başlayan formüllerle konuyu atlatmaya çalışacaktır.

Bütün bunların anlamı da bir önceki dönemde en yüksek noktasına çıkmış olan “heves”in giderek daha da zayıflaması, zaman zaman umutsuzluğa dönüşmesidir.

Siyasi partilerin önümüzdeki bir yılı nasıl geçirecekleri belli. O zaman görev, bu konuların içinde gelişmiş sivil toplum örgütlerine düşüyor.

* Avrupa Birliği önemli bir toplumsal dönüşümün adıdır ve bunun gerçekleşmesi o hevesin toplumun bütününde canlandırılmasına bağlıdır. Aksi takdirde “ebedi aday”lık durumundan çıkmamız mümkün olamayacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR