Hesaplaşma

Haberin Devamı

Türkiye’ye dışardan bakanlar şu andaki durumu “hesaplaşma” sözcüğü ile özetliyor. Bu görüntü, aslında geçen yıl cumhurbaşkanı seçim sürecinin başlamasıyla belirdi ve giderek daha keskin çizgilere bürünerek güçleniyor.
Son iki dava da bu görüntüyü netleştiren çizgiler olarak ortaya çıktı. Yine bu iki dava, Türk kamuoyunun meseleye siyah ya da beyaz şeklinde bakma eğilimini de en yüksek düzeye çıkardı.
Ülkenin bir yanı sandıkta devrilmesi mümkün olmayan, en azından kısa dönemde mümkün olmayan AKP iktidarının bir an önce gönderilmesinin yollarının zorlanmasını istiyor.
AKP’ye oy veren ve AKP ile “yol arkadaşlığı” yapan kesim ise karşı cephenin yasa dışı yolları zorlayacağı kuşkusu içinde.
İşte bu cepheleşmenin iki tarafında iki dava ortaya çıkıyor ve her iki dava da siyah-beyaz ayrımını zorlayan koşullarda esaslarından uzaklaşıyor.

***


İlhan Selçuk’un sabaha karşı gözaltına alınması üzerine yoğunlaşan tepkiler tahmin edileceği gibi Ergenekon soruşturmasının laik kesimin yıldırılmasına yönelik olarak kullanılacağından kuşkulanan kesimin sesini yükseltmesine yol açtı. Bu durum da Ergenekon davasının esasını kamuoyunun gözünden uzaklaştırdı, geriye 83 yaşında ünlü bir yazarın sabahın dördünde gözaltına alınması gibi sevimsiz bir görüntü kaldı.
Öte yandan AKP için kapatma davası talebi diğer cephe açısından “hukuk yoluyla darbe” olarak görülüyor. Böyle bakınca da AKP’nin siyasi yanlışları, türbanlar ilgili gereksiz oldu-bitti girişimleri gözlerden uzaklaşıyor.
AKP’nin kapatılması tabii ki her açıdan yanlış olur ama bu, AKP’nin son dönemde üst üste attığı adımların demokratik dengelerle oynamasını da haklı göstermez.

***


Böylece her iki dava da esaslarından koparılarak iki cephe arasında hesaplaşma görüntüsüyle ortada kalmıştır. Bu hesaplaşma görüntüsünün daha da sivrilmesinin Türkiye’nin başına açacağı belalar da bellidir. Birinci bela, sorunların demokratik düzen içinde, demokratik kurallara uygun olarak çözülebileceği duygusunun zayıflamasıdır. Son günlerde bu cepheleşmenin yanına bir de Nevruz dolayısıyla doğan gerilim eklendiğinde büyük tuzağa götürecek kaosun bütün boyutları ortaya çıkıyor.
Bu cepheleşme ve hesaplaşma görüntüsünü geride bırakacak siyasi adımları atmakla yine siyasi kurumlar yükümlüdür.
Türkiye’nin bir süredir unuttuğu demokratik ve ekonomik reformlar sürecinin öne çıkması ve siyasi kurumların böyle bir iyimserlik için destek olmaları tek çözüm olarak görünüyor.

DİĞER YENİ YAZILAR