Hesap vermek

Haberin Devamı

Albert Camus’nün bir hikâyesi vardır, geçtiğimiz günlerde bir kez daha okudum. Siyasetin kurulukları dışında bir pazar günü geçirmek isteyenler de belki beğenecektir.

Genç bir Fransız öğretmen, Cezayir’in ücra bir köşesinde Cezayirli köylü çocuklarına okuma yazma öğretmektedir. O yaz, amansız bir kuraklık dolayısıyla büyük acılar yaşanmaktadır. Öğretmen, kendisine merkezden gelen hububatı da öğrencilerine dağıtır.

Okul binası, bir sınıf, öğretmenin odası ve kümesten ibarettir.

Kurak yaz bitip de kış geldiğinde, bu kez öğrenciler köylerinden okula gelemez olmuştur.

Bir gün kapıda bir Fransız jandarma görünür, yanında elleri bağlı bir Cezayirli köylü vardır.

Köylü, bir ekin alışverişi dolayısıyla kavga ettiği kuzenini öldürmüştür. Jandarma öğretmene elinde bir talimatla birlikte köylüyü getirmiştir. Katil köylünün epeyce uzak bir noktada bulunan hapishaneye götürülmesi gerekmektedir.

O günlerde Cezayir halkı içinde büyük hareketlilik vardır, Fransız sömürge yönetimine karşı ayaklanma başlamak üzeredir. Jandarma tekrar görev bölgesine dönecektir, bu yüzden öğretmenden istenen, köylüyü hapishaneye götürmesidir.

Öğretmen bu talebi şiddetle reddeder, köylüyü götürmeyeceğini söyler. Ama jandarma da kesin emir almıştır, köylüyü öğretmene bırakıp geri dönecektir.

Öğretmenin yerli halkla arası iyidir, çekindiği bir şey yoktur, dolayısıyla silahı da yoktur. Jandarma gitmeden önce öğretmene bir de tabanca bırakır.

***


Öğretmen köylüye yemek verir, gece odasında onun için bir yatak yapar... Köylü, gece bir ara kalkar, öğretmenin aklına çekmeceye koyduğu silah gelir. Ama köylü biraz hava aldıktan sonra yatar uyur.

Ertesi gün öğretmen kararını vermiştir. Köylüyle birlikte bir süre yürürler, bir tepeye varırlar. Öğretmen köylüye bir yön gösterir; o yönde giderse onu teslim etmesi gereken hapishaneye ulaşacaktır. Gösterdiği diğer yöne doğru giderse bir Cezayir köyüne varacaktır.

Öğretmen köylüden ayrılıp biraz yürüdükten sonra dönüp bakar, köylü hâlâ bıraktığı yerde durmaktadır. O da durup köylüyü izler. Bir süre sonra köylü yürümeye koyulur, seçtiği yön hapishanenin yönüdür.

Öğretmen köylünün neden hapishaneyi seçtiğini düşünerek okula döner. Sınıfa girdiğinde gözü kara tahtaya ilişir, tahtada “Kardeşimizi teslim ettin hesabını vereceksin” yazmaktadır.

İnsanın karmaşıklığını çok güzel ve basit bir şekilde anlatan bu hikâyeyi tekrar okumaktan keyif aldım ve keyif aldığım için de özetleyerek aktardım. Herhangi bir güncel tartışma ile bağlantı kurmak gibi bir niyetim yok.

DİĞER YENİ YAZILAR