Yargıdaki “bölünme” ve siyasallaşma Erzincan savaşıyla en tepe noktaya ulaştı. Bu savaşın içinde en üst yargı kurumları da var, cemaatler de var, Ergenekon da var.
Tutuklanan savcı Erzincan’daki cemaat örgütlenmelerini soruşturuyordu. Yetkileri kaldırılan Erzurum savcıları da Ergenekon soruşturması kapsamında Üçüncü Ordu Komutanı’nı sorgulama girişiminde bulunmuşlardı.
Bu savaşın bir tarafında Erzincan’da görevli MİT görevlilerinin tutuklanması da var.
HSYK’nın, herhangi bir prosedürü izlemeksizin basında yer alan haberler üzerine aldığı Erzurum’daki özel görevli savcıların yetkilerini kaldırma kararını Yargıtay ve Danıştay da destekledi. Bu arada, Erzincan savcısının tutuklanması kararına yapılan itirazı da kararı alan Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklama kararında bulunan üyenin katılmadığı bir heyetle yaptığı duruşmada reddetti. Yani mahkeme, HSYK, Yargıtay ve Danıştay ile aynı kanaatte değil.
Bu karmaşık hukuki tartışmaların ardında aslında bir tek “savaş” var.
Her geçen gün, her olayda biraz daha siyasallaşan yargı “taraf” olduğu sürece bu savaş da devam edecektir.
Yıllar içinde yargının kendi bağımsızlığını korumak ve savunmak, halkın adalet duygusunu ve yargıya güvenini güçlendirmek konusunda başarılı olduğunu söylemek güçtür.
27 Mayıs sonrası bir özel mahkeme başbakan idam ederken, 12 Eylül sonrası askeri mahkemeler utanç verici kararlara imza atarken Türk yargısının sessiz kaldığı hatırlanacaktır. Yargımızın bağımsızlık ve siyasetten arınma konusunda elinden geleni yaptığı kuşkuluyken son savaşla siyasallaşma doruğa ulaşmıştır. Bu savaştan çıkacak olan bellidir: Halkın güveni daha da azalacak, siyasallaşma daha da artacaktır.
Ergenekon davası çok fazla taşı yerinden oynattı. Taşlar yerinden oynarken “durumdan vazife çıkarıp” başka hesaplarla “operasyon” yapanlar da olabilir. Bunu denetlemesi gereken de siyasal iktidardır.
Ama şu andaki sorun, iktidarın da “taraf” gibi görünmesidir.
Erzincan olayında AKP’yi destekleyen cemaatlerin aktif olduğuna ilişkin bilgiler de hükümeti zorda bırakıyor. Fakat günlük gelişmeler ne olursa olsun, savaşı durdurma sorumluluğu yine siyasi iktidardadır.
Adalet Bakanı'nın dün geç saatte okuduğu tepki bildirisi, bütün içeriğiyle hükümetin taraf olduğunu ve savaşın büyüyeceğini gösteriyor.

